Piyasa verileri yükleniyor...
Özge Karaaslan
Köşe Yazarı

Özge Karaaslan

04 Şubat 2026 17:48· 5 dakika okuma · 121

Yasakların gölgesinde yaşamak: Afganistan'a dair...

ABD'nin 2021 yılında Afganistan'dan tamamen çekilmesinin ardından Taliban'ın ülke genelinde yeniden kontrolü ele geçirmesi, yalnızca siyasi dengeleri değil Afgan toplumunun temel hak ve özgürlüklerini de derinden etkileyen bir süreci beraberinde getirdi. 2021 yılında yeniden yönetimin ele geçirilmesiyle kısa sürede birçok yasak güncellenerek veya genişletilerek tekrar yürürlüğe konuldu.
Yasakların gölgesinde yaşamak: Afganistan'a dair...

ABD'nin 2021'de Afganistan'dan tamamen çekilmesi, yalnızca bir askeri geri çekilme değildi. Bu adım, Taliban'ın kısa sürede ülke genelinde yeniden kontrolü ele geçirmesiyle Afganistan'da gündelik hayatın kökten değiştiği yeni bir dönemi başlattı. Siyasi dengeler altüst olurken asıl yıkım temel hak ve özgürlükler alanında yaşandı.

Taliban, yönetimi devralmasının ardından ilk günlerde daha 'ılımlı' mesajlar verse de bu söylem kısa sürede sona erdi. 1990'lı yıllardan hatırlanan yasaklar, güncellenerek yeniden yürürlüğe sokuldu; bazıları ise daha da genişletildi. Bu düzenlemelerden en ağır şekilde etkilenenler kadınlar, çocuklar, sanatçılar, gazeteciler ve dini azınlıklar oldu.

Kamusal Hayattan Nasıl Silindi?

Kadınlar için kamusal yaşam, neredeyse tamamen askıya alındı. Kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitimi durduruldu, üniversite kapıları kadınlara kapatıldı. Kadınların birçok kamu kurumunda ve sivil toplum kuruluşunda çalışması yasaklandı. Medyada kadın gazeteciler ekranlardan çekildi; kadınların televizyon ve kamusal alandaki görünürlüğü ciddi biçimde sınırlandı.

Erkek vasi (mahrem) olmadan sokağa çıkma yasağı ve zorunlu kıyafet kuralları, kadın bedenini ve hareket alanını denetlemenin bir aracı hâline geldi.

Kültürel Hayatın Susturulması

Kültürel yaşam da benzer şekilde susturuldu. Taliban, hem geçmişte hem de bugün müziği 'yasaklı' ilan etti. Enstrümanlar toplatıldı, yakıldı ya da imha edildi. Düğünlerde müzik, şarkı ve dans yasaklandı; sinema salonları kapatıldı.

Televizyon ve radyo yayınları sıkı denetim altına alınırken, sosyal medya kullanımı da gözetimle çevrelendi. Taliban karşıtı paylaşımlar yapanlar gözaltı, işkence ya da zorla kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Resim, heykel ve fotoğraf gibi görsel sanatlar, 'putperestlik' gerekçesiyle hedef alındı. Bamyan'daki dev Buda heykellerinin 2001'de yıkılması, bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

2021 sonrası dönemde de sanatçılar baskıya uğradı, kültürel ifade alanı neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Afganistan'da kamusal yaşam, adım adım sessizliğe gömüldü.

Taliban yönetimi, gündelik hayatı baştan sona düzenleyen katı kurallar getirdi. Erkekler için sakal zorunluluğu getirildi; Batı tarzı kıyafetler yasaklandı. Kadınların yüksek sesle konuşması, yabancı erkeklerle iletişim kurması ya da tek başına seyahat etmesi kısıtlandı.

'Ahlaka aykırı davranışlar' gerekçesiyle kırbaçlama, uzuv kesme ve halka açık infazlar yeniden devreye sokuldu. Bu cezalar, adaletten çok korku üretmenin aracı olarak kullanıldı.

Kölelik Tartışması: Hukuki Zemin mi Hazırlanıyor?

Son dönemde ise daha da endişe verici bir tartışma gündeme geldi: Afganistan'da köleliğin hukuki zemini mi hazırlanıyor? Taliban yönetimi altında hazırlanan ve 'Mahkemeler İçin Ceza Muhakemesi Kanunu' olarak adlandırılan yeni düzenleme, uluslararası alanda sert tepkilere yol açtı.

India Today'in aktardığına göre yasa, toplumu eşitsiz sınıflara ayırıyor ve 'ghulam' olarak adlandırılan köleleri yasal bir kategori hâline getiriyor. İnsan hakları örgütleri, bunun köleliği fiilen meşrulaştırdığı görüşünde.

Çocuk Hakları ve Şiddet Endişesi

Londra merkezli Afghan International'ın haberine göre yasa, yalnızca belirli şiddet biçimlerini yasaklıyor; çocuklara yönelik fiziksel cezalar ise açık biçimde suç sayılmıyor. Bir babanın, 'namazı ihmal etmek' gibi gerekçelerle 10 yaşındaki çocuğunu cezalandırabileceğine dair ifadeler, çocuk hakları savunucularının sert tepkisine neden oldu.

'Taliban'la Normalleşme Yok'

Bu düzenlemeler yalnızca Batılı siyasetçilerin değil, bölgesel ve dini kurumların da tepkisini çekti. Avrupa Parlamentosu üyesi Hannah Neumann, Taliban'ın cinsiyet ayrımcılığını kurumsallaştırdığını ve kadınlar için köleleştirmeyi meşrulaştırdığını belirterek 'Taliban'la normalleşme yok' çağrısı yaptı.

Birleşmiş Milletler, ayrımcı yasaların geri çekilmesi gerektiğini vurguladı. Pakistan İslam Alimleri Konseyi dahi düzenlemelerin İslami öğretilerle bağdaşmadığını açıkladı.

Sessiz Bir Yasak: Doğum Kontrolüne Erişim

Tüm bunların yanında daha sessiz, ancak en az bunlar kadar yıkıcı bir yasak daha var: doğum kontrolüne erişimin fiilen engellenmesi. The Guardian'ın aktardığına göre, 2023'ten itibaren doğum kontrol yöntemleri piyasadan kayboldu, klinikler kapandı ve kadınlar tedavi edilemeyen gebelik komplikasyonlarıyla baş başa bırakıldı.

Resmi olarak ilan edilmeyen bu yasak, kadınların bedenleri üzerindeki kontrolü daha da sertleştirdi.

Sıradanlaşan Acı

Afganistan'da yaşananlar bize şunu gösteriyor: Baskı her zaman tek bir kararla gelmez. Bazen sessiz yasaklarla, bazen görünmez düzenlemelerle, bazen de dünyanın bakmamayı seçmesiyle derinleşir. Ve en tehlikelisi de budur: bir ülkenin acısının sıradanlaşması.

Kaynaklar

Bu yazıya tepkiniz ne?

Özge Karaaslan · Diğer Köşe Yazıları

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...