Piyasa verileri yükleniyor...
Özge Karaaslan
Köşe Yazarı

Özge Karaaslan

23 Aralık 2025 17:06· 3 dakika okuma · 141

Bu kadar vedayı bir yıla nasıl sığdırdık?

Bazı anlar vardır; takvim yaprakları kopup giderken geride yalnızca günleri değil sesleri, ışıkları, yüzleri, alıp götürür. 2025 kültür, sanat, edebiyat ve müzik dünyası, adına bir nevi öyle oldu. Ardı ardına gelen vedalarla biraz daha seslerimizi kaybetti.
Bu kadar vedayı bir yıla nasıl sığdırdık?

Bir sabah Ferdi Tayfur'un sesi eksildi mesela. 'Hatıran Yeter' derken gerçekten ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Şarkılar kalıyor ama insan, sesin artık yeni bir şarkıya dönüşmeyecek olmasını kabullenmekte zorlanıyor. Aynı sessizlik Edip Akbayram'ın vedasıyla çöktü memlekete; yalnızca bir sanatçı değil, bir duruş, bir vicdan da sustu sanki. Aldırma Gönül, onun sesinden başka nasıl dinlenebilir ki?

hayat sahnesinden çekildiler

Sonra kelimeler eksildi. Selim İleri gitti. Onun cümleleri hep biraz hüzünlüydü ama zarifti; insanı incitmeden yaralardı. 'Gidenlerin ardından bakarken aslında onlara değil onlarla giden kendi gençliğimize, kendi heyecanımıza ağlıyoruz. Her ölüm, biraz da yaşayanın içindeki bir parçanın cenazesidir.' demişti. Şimdi kitapları raflarda duruyor ama yeni bir cümle yazılmayacağını bilmek, edebiyatla kurduğumuz bağa ince bir sızı ekliyor.

Ekranlardan tanıdığımız yüzler birer birer çekildi hayatın sahnesinden. Filiz Akın'ın bakışı, Osman Sınav'ın hikâyeleri, Muazzez Abacı'nın o karakteristik sesi… Hepsi bir zamanlar evimize misafir olmuştu. 2025'in aldıkları bunlarla sınırlı değil.

Müzik de sustu bu yıl. Volkan Konak'ın Karadeniz rüzgârı dindi, İlhan Şeşen'in 'Neler Oluyor Bize' sorusu cevapsız kaldı. Muazzez Abacı'nın zarafeti, artık yalnızca eski kayıtların içinde yaşıyor. Şarkılar hâlâ çalıyor ama onları söyleyen nefesler artık bu dünyaya ait değil.

KÜLTÜR DE SOLUP GİDİYOR

İnsanın aklından şu geçiyor: Bu kadar çok vedayı bir yıla nasıl sığdırdık? Belki de mesele sayıda değil. Belki bazı insanlar gidince, bir yıldan fazlası eksiliyor hayattan. Bir kuşak, bir ses tonu, bir bakış biçimi…Kendileri giderken bir kültürü de beraberinde götürüyorlar. O boşluk hissi bu yüzden.

Yine de garip bir teselli var bu vedaların içinde. Çünkü onlar, ardında unutulmaz izler bıraktı. Şarkılarla, kitaplarla, filmlerle, dizilerle… Yani bizimle. Aslında tamamen gitmediler; sadece başka bir yerden konuşmaya başladılar.

2025 bize şunu hatırlattı: Kültür dediğimiz şey soyut değil. İnsanla var, insanla eksiliyor. Ve belki de en çok bu yüzden, kalanların biraz daha dikkatle dinlemesi, okuması, hatırlaması aslında unutmaması gerekiyor.

Çünkü bazı sesler sustuğunda, geriye kalanlara düşen şey sessizliği doldurmak değil; onu özümsemek oluyor.



 

Bu yazıya tepkiniz ne?

Özge Karaaslan · Diğer Köşe Yazıları

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...