Piyasa verileri yükleniyor...
Özge Karaaslan
Köşe Yazarı

Özge Karaaslan

08 Mayıs 2026 17:20· 3 dakika okuma · 66

Son zamanlarda kendinizi yalnız hissetiniz mi? Belki de 'sohbetiniz' gelmiştir

Bir şeyi fark ettiniz mi son zamanlarda?

Eskiden insanlar konuşurdu. Hem de öyle böyle değil… Otobüs durağında, market kuyruğunda, apartman önünde, çay içerken, yürürken… Bazen bir anlamı olmazdı ama yine de konuşurdu. Şimdiyse aynı masada oturan dört kişinin birbirine bakmadan telefon ekranına kaydığı bir dönemin içindeyiz.

Son zamanlarda kendinizi yalnız hissetiniz mi? Belki de 'sohbetiniz' gelmiştir

Üstelik bu sadece nostaljik bir serzeniş de değil. Bilim insanlarının yaptığı yeni araştırmalar, gerçekten de daha az konuştuğumuzu söylüyor. Hem de düşündüğümüzden çok daha az. Araştırmaya göre insanlar artık günde ortalama 338 kelime daha az konuşuyor. Veriler, 2005 yılında günlük ortalama 15 bin 900 olan kelime kullanımının, akıllı telefonların hayatımıza tam anlamıyla entegre olduğu 2019 yılına gelindiğinde 12 bin 700 seviyelerine gerilediğini ve kelime sayısında yüzde 28 oranında bir düşüş yaşandığını gösteriyor.

İlk duyunca küçük bir sayı gibi geliyor ama yıl sonunda yaklaşık 120 bin kelime ediyor. Yani aslında kaybettiğimiz şey sadece kelimeler değil; sohbetler, küçük temaslar, kahkahalar, iç dökmeler… belki samimi bi gülüş...

Belki de en büyük değişim gündelik hayatın içinde oldu. Eskiden kahve söylerken bile kısa bir sohbet edilirdi. Şimdi uygulamadan sipariş veriyoruz. Yol sormuyoruz, navigasyona bakıyoruz. Birine ‘Nasılsın?’ diye mesaj atıyoruz ama gerçekten cevabını dinlemek için zaman ayırmıyoruz. Görüldüler, geç cevap vermeler hatta vermemeler birer rutin oldu.

En çok etkilenen kuşak ise Z kuşağı gibi görünüyor. Çünkü onlar dijital dünyanın içine doğdu. Birçok genç için mesajlaşmak, konuşmaktan daha doğal hale geldi. Emoji kullanmak duygu anlatmanın yerini aldı. Ses tonu, göz teması, mimikler… Yavaş yavaş iletişimin dışına itiliyor.

Oysa insan dediğimiz şey biraz da sesle var oluyor. Birinin sesindeki kırgınlığı anlamak, heyecanını hissetmek, duraksamasından bir şeylerin yolunda gitmediğini sezmek… Bunların hiçbirini ekran tam olarak veremiyor.

Belki de bu yüzden son yıllarda herkesin dilinde aynı cümle var: ‘Kendimi çok yalnız hissediyorum.’

Aslında hiç bu kadar bağlantıda olmamıştık. Ama bir o kadar da uzaklaştık birbirimizden. Gün boyu onlarca bildirim alıyoruz ama gerçekten biriyle içten bir sohbet etmeden günü bitirebiliyoruz.

İşin en düşündürücü tarafı ise şu: Sohbet etmek, insanlığın en eski alışkanlıklarından biri. Binlerce yıl boyunca insanlar hikâyelerini konuşarak anlattı, sevgisini konuşarak gösterdi, acısını konuşarak hafifletti. Şimdi ise sessizleşiyoruz. Hem de fark etmeden.

Belki çözüm teknolojiden tamamen kaçmak değil. Zaten bu mümkün de değil. Ama bazen telefonu masaya bırakıp gerçekten birine ‘Anlat bakalım, bugün nasıldı?’ diye sormak bile büyük bir başlangıç olabilir.

Çünkü bazı şeylerin yerini hiçbir teknoloji dolduramıyor.

Bir kahkahanın sıcaklığını, göz göze kurulan bağı ya da içten edilen bir sohbetin insana iyi gelen tarafını mesela…

İlişkili Haber
Uzmanlardan uyarı: Bu konuları mesajla konuşmak ilişkinizi zedeleyebilir

Uzmanlardan uyarı: Bu konuları mesajla konuşmak ilişkinizi zedeleyebilir

Kaynaklar

Bu yazıya tepkiniz ne?

Özge Karaaslan · Diğer Köşe Yazıları

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...