2025, Türkiye için 'alıştık mı yoksa alışmak zorunda mı kaldık' sorusunu sıkça sorduran bir yıl oldu. Güne çoğu zaman bir son dakika bildirimiyle uyandık.
Bir çocuğun elindeki silah, bir öğretmenin hayatını kararttı. Bir başka şehirde, bir evde, bir kadın 'artık dayanamıyorum' dediği için hayattan koparıldı. Bir çocuk istismar kurbanı oldu. Bir işçi ağır çalışma koşulları yüzünden hayatından vazgeçti. İstatistiklere rakam olarak geçen her kişi, aslında yarım kalan bir hayat, geride bırakılan bir çocuk, susan bir ev demekti. Kadın cinayetleri bu yıl da azalmadı; yalnızca sayılara dönüştü. Suça sürüklenen çocuk sayısı tırmanışa geçti. Oysa her biri bir hikâyeydi, bir gelecekti.
İçimizi ısıtacak küçük nefesler
Doğaya kulak verdiğimizde kuraklık baş gösterdi, sular çekildi, ormanlar kül oldu. Karadeniz'de değişen deniz canlıları, alışık olmadığımız türler, iklimin sessiz ama ısrarlı uyarılarıydı. Deniz ısınıyor, mevsimler kayıyor, biz hâlâ şaşırıyoruz. İçimizi ısıtacak küçük nefeslere ihtiyaç duyuyoruz. Oysa 2025'te adliye koridorları yine kalabalıktı.
Cinayet dosyaları, istismar davaları, yolsuzluk iddiaları, tutuklamalar… Her duruşma salonu, toplumun başka bir yarasına ayna tuttu. Kimi zaman Ahmet Matia Miguzzi için adalet bekledik kimi zaman Bolu Yangınında ölen 78 can için. Ha bir ha 78… Bazı davalar yaralarımıza su serpti ama yitip giden acılar geri gelmedi.
Hayat, bütün bu ağırlığa rağmen durmadı
Ve tüm bunların arasında, gündelik hayat aktı gitti. Bunca olaya şaşırıp sabah kalkıp yine işe, okula gittik. Balıkçılar ağlarını attı, pazarlarda fiyatlar konuşuldu, çocuklar top oynadı… Hayat, bütün bu ağırlığa rağmen durmadı.
Yıl bitiyor ama yaşananlar bitmiyor. Bu yazı bir veda değil; bir not düşme çabası. Çünkü unuttuğumuz her şey, tekrar yaşanma riskini de beraberinde getiriyor. Yine bir uçak düşebilir, yine fabrika işçileri yangında can verebilir ya da boşanmak isteyen bir kadın katledilebilir.
Yeni yıla girerken dileğimiz büyük değil aslında: Hayatta kalabilmek.
Daha az acı, daha çok farkındalık ve en önemlisi, rakamların arkasındaki insanları yeniden görebilmek.

