19 Aralık 2025; şu yıllardır üstüne konuşulan, televizyonlarda tartışma programlarının ana başlığı olan o konu; evet Epstein Dosyası... 19 Aralık ise dosyanın tüm şeffafflığı korunarak kamuoyu ile paylaşılacağı son mühletti.
Hepimizin elinde telefon, gözü ekranlarda... Beklentimiz neydi peki? 'Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası' gereği, o karanlık adanın tüm kirli çamaşırlarının ortalığa saçılması(!) Peki ne oldu? Dağ fare doğurdu, fare de korkup deliğine geri kaçtı. Karşılaştığımız tablo, bir hukuk devletinin işleyişi miydi? yoksa 'güç benim elimde, yakalandık sileriz ne olacak' diyen bir zihniyetin bize kendi aklınca kurduğu çirkin oyun muydu?
O gece Adalet Bakanlığı'nın sitesine binlerce belge düştü. Ama şeytan ayrıntıda değil, bizzat o silinen klasörlerde gizliydi. Kısa süre sonra fark edildi ki, 'Dosya 468' (File 468) kodlu bir belge ve beraberindeki 15 dosya, siteye yüklendikten hemen sonra 'pufff' uçtu gitti! Neydi o dosya biliyor musunuz? Bir masa çekmecesinde bulunan, Donald Trump, Melania Trump, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell'in birlikte gülümseyerek poz verdiği o meşhur kare, 'mutlu aile tablosu'(!)
'Mağdurları Koruyoruz' Yalanına Kim İnanır?
İşin en komik, korkunç ve üzücü yanı, bu silme işlemine uydurulan kılıf. Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche çıkıp ne dedi biliyor musunuz? 'Mağdurları korumak için, aşırı tedbir amacıyla kaldırdık.'
Hakikaten dalga geçiyorlar bizimle. Durup düşünelim; fotoğrafta Trump var, eşi Melania var, Epstein var, Maxwell var. Allah aşkına, bu karedeki 'mağdur' kim? Trump mı? Melania mı? Yoksa insan taciri, istismarcı Epstein mi? Aklımızla bu kadar pervasızca alay edilmesi, o dosyaların içindeki iğrençliklerden bile daha mide bulandırıcı geliyor bana açıkçası. Belli ki birileri, 'Bu fotoğraf Başkan'ın başını ağrıtır, şimdilik kaldıralım, kimse fark etmezse ne ala' demiş. Ama sosyal medya çağında hiçbir şeyin gizli kalmayacağını hesap edememişler.
Tepki Gelince Çark Eden 'Adalet'
Tabii millet yemedi bu numarayı. Demokratlar 'Hani şeffaflık?' diye bastırınca, sosyal medya 'Dosya 468 nerede?' diye yıkılınca, o hantal bürokrasi bir anda 'Pardon' moduna geçti. Pazar günü ne oldu dersiniz? Bakanlık açıklama yaptı: 'İnceledik, meğer o fotoğrafta mağdur yokmuş, geri yüklüyoruz.'
Güler misin, ağlar mısın... Koca ABD Adalet Bakanlığı, bir fotoğrafı analiz edip içinde mağdur olmadığını anlamak için halkın isyan etmesini mi bekledi? Yoksa o 'inceleme' dedikleri şey, X'teki tepki katsayısını ölçmekten mi ibaretti? Bu olay bize net bir şeyi kanıtladı: Washington'da adalet terazisi artık delillere göre değil, 'Trending Topic' listesine göre tartıyor. Alışık olduğumuz bir durum zaten bilirsiniz...
Bu 'Yanlışlık' Bize Neyi Gösteriyor?
Mesele sadece bir Trump fotoğrafı mı peki? Hayır... Mesele, 2025 yılında bile gerçeğin bize 'lütfedildiği kadarını' görebiliyor olmamız. Eğer o gün ortalık ayağa kalkmasaydı, Dosya 468 ve diğerleri sonsuza dek dijital çöplükte kaybolacaktı.
Şimdi sormak hakkımız değil mi? Bize gösterilen diğer binlerce sayfada neleri sildiniz? Hangi 'hatırlı' dostların, hangi bürokratların isimleri 'mağdur koruma' bahanesiyle o dosyalardan uçup gitti?
Trump'ın bizzat imzaladığı 'Şeffaflık Yasası', ironik bir şekilde kendi fotoğrafının sansürlenip sonra zorla geri yüklenmesiyle tarihe geçti. Bu saatten sonra Adalet Bakanlığı ağzıyla kuş tutsa, o güveni yeniden tesis edemez. Çünkü gördük ki; onların şeffaflık anlayışı, camın arkasını göstermek değil, cama buğu yapıp arkadakini gizlemekten ibaret...
Ve çok üzgünüm; bu ilk olay değildi, son da olmayacak... Biz bu filmi izlemeye devam edeceğiz, ama artık patlamış mısırla değil, elimizde büyüteçle... Çünkü belli ki 'yükle-kaldır' oyunları sürecek. OYUN YENİ BAŞLADI.


