Piyasa verileri yükleniyor...
Özge Karaaslan
Köşe Yazarı

Özge Karaaslan

12 Aralık 2025 17:13· 3 dakika okuma · 117

Hafta sonuna dönerken; küçük molaların kıymetini biliyor muyuz?

Gün sonu, hafta sonu derken yılın sonu derken zaman geçiyor…Peki küçük mola anlarının kıymetini biliyor muyuz? Hafta boyunca hayat, sanki görünmez bir ip bizi çekiyormuş gibi hızlanıyor. Pazartesi günü o yapılacak işler listesi uzadıkça uzuyor. Yetişmesi gereken dosyalar, verilen sözler, şehir trafiği, hele bir de yağmur yağarsa… Günler böyle akıp giderken çoğu zaman nefes aldığımızı bile fark etmiyoruz. Tüm bu gürültülerin içinde hafta sonu, kapının önünde duran küçük bir armağan gibi bize el sallıyor.
Hafta sonuna dönerken; küçük molaların kıymetini biliyor muyuz?

Bazen bir fincan kahvedir evin içine dolan sessizlik; bazen de uzun zamandır ertelediğimiz o kısa yürüyüş. Bob Rose'u hatırlar mısınız? Hani tuvallerin üzerine 'küçük mutlu ağaçlar' çizen kıvırcık saçlı, neşeli o ressam. Bir nesil için pazar sabahlarının vazgeçilmeziydi. Küçücük bir zaman aralığında sıcacık resimler yapardı ve başına gelen aksiliklere, yüzündeki o gitmeyen tebessümüyle 'Hatalar yoktur, sadece mutlu küçük kazalar vardır.' derdi. Aslında hayatın ağırlığını hafifleten küçük anları çoğu zaman kaçırdığımızı hatırlatırdı.
Büyük büyük adımlara ihtiyacımız yoktur çoğu zaman. Çünkü insan ruhu, kendine gösterilen küçük özenlerle kendini toparlar.

BİR DAKİKA DİYEBİLMEK...

Hafta sonu yaklaşırken şunu fark ediyoruz: Koşuşturmanın tam ortasında durup bir 'an'ı sahiplenmek, durup 'bir dakika' diyebilmek bazen en büyük ilaçtır. Bir pencere kenarına oturup sokağı izlemek, radyodan rastgele bir müzik açıp ritmine kapılmak ya da sadece sessizliği kucaklamak… Bunların her biri, yaşam yolculuğunda kırılmadan ilerlememizi sağlayacak minik adımlardır. Küçük mutlulukların farkına varmayı öğrendiğimizde günün sonunda bizi hayata bağlayan şeyin basit bir huzur anı olduğunu keşfedebiliriz.

gökyüzünün küçük bir hediyesi

Bu hafta sonu gökyüzünün küçük bir hediyesi bizleri bekliyor: Geminid meteor yağmuru. Yılda yalnızca bir kez gerçekleşen bu doğa olayı, karanlık gökyüzüne sabırla bakanlara adeta görsel şölen sunacak. Fakat önemli bir püf nokta var görüş açınız ne kadar geniş olursa meteorları görme şansınız o kadar yükselicek. İşte tam da ihtiyacımız olan konu: bakış açısı

Ne kadar yorulursak yorulalım, dünya sadece bizim ağırlığımızın etrafında dönmüyor. Bir yerlerde yıldızlar akıyor, ışıklar düşüyor, evren kendi ritmini hiç bozmadan sürdürmeye devam ediyor.

Bu iki günlük mola, hayatı tümden değiştirmiyor elbette; faturalar yine orada, yapılacak işler beklerken pazartesi günü kapıdan el sallıyor. Geminidlerin gökyüzünde bıraktığı iz gibi, biz de küçük bir umut izi bırakabilmeliyiz kendi içimizde. Ya da sadece başımızı kaldırıp meteorların sessizce kayışını izleyebilmeliyiz.

Bu yazıya tepkiniz ne?

Özge Karaaslan · Diğer Köşe Yazıları

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...