İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında varılan mutabakata ait olduğu iddia edilen 14 maddelik taslak metin basına sızdı. Bloomberg tarafından yayımlanan belgede İran’ın büyük ekonomik imtiyazlar aldığı görülürken; Lübnan’daki İsrail işgalinin sonlandırılması, İran’ın yeniden yapılandırılması için öngörülen 300 milyar dolarlık fonun kaynağı ve Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsü gibi kritik konulardaki belirsizlikler dikkat çekiyor.
19 Haziran'da İsviçre'de düzenlenecek resmi törenle imzalanması beklenen mutabakat taslağının öne çıkan detayları, kazanımları ve gri alanları şu şekilde:
Yaptırımlar Kalkıyor, 300 Milyar Dolarlık Fonun Kaynağı Bilinmiyor
Taslak metne göre ABD, nihai anlaşma kapsamında İran’a yönelik tüm birincil ve ikincil yaptırımları kaldırmayı taahhüt ediyor. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) kararları da askıya alınacak.
ABD Hazine Bakanlığı, imzaların atılmasının hemen ardından İran petrolü, petrokimya ürünleri, bankacılık ve taşımacılık işlemleri için muafiyet tanıyacak. İran'ın dondurulmuş varlıkları serbest bırakılacak. Metindeki en dikkat çekici madde, İran'ın ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık bir fon kurulması taahhüdü. Ancak bu kaynağın; ABD bütçesinden mi, Körfez ülkelerinden mi yoksa uluslararası finans kuruluşlarından mı karşılanacağı belirsizliğini koruyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mecid Ensari, söz konusu fon kapsamında Katar tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını açıkladı. Paranın hibe mi, kredi mi yoksa yatırım mı olacağı da net değil.
Hürmüz Boğazı ve ABD Güçlerinin Çekilmesi
Taslak, bölgedeki askeri hareketliliği ve deniz ticaretini doğrudan etkileyecek maddeler barındırıyor:
ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını kaldıracak. İran ise Hürmüz Boğazı ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi trafiğini normalleştirecek. Ancak boğazın statüsünün savaş öncesi döneme tamamen dönüp dönmeyeceği netleştirilmedi.
ABD, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde bölgedeki güçlerini geri çekmeyi kabul ediyor. Buna karşın, hangi askeri unsurların çekileceği ve Körfez'deki ABD üslerinin bu durumdan nasıl etkileneceği taslakta yer almıyor.
Lübnan ve İsrail İşgali
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin "mutabakat İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini içeriyor" açıklaması ile sızan metin arasında ciddi farklar bulunuyor.
İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, mevcut savaşta müttefikleriyle birlikte, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasıyla birlikte, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşa derhal ve kalıcı olarak son verdiklerini ilan eder.
Metinde sadece "savaşın sona erdirilmesi" ifadesi yer alırken; İsrail'in çekilmesi veya sınır düzenlemelerine dair hiçbir bağlayıcı hüküm bulunmuyor. Nitekim İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini yineledi.
Washington açısından mutabakatın en büyük kazanımı, İran’ın nükleer silah üretmeyeceğini yeniden taahhüt etmesi oldu.
Ancak taslak metin, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmasını veya tesislerini kapatmasını şart koşmuyor. Bunun yerine nihai anlaşmaya kadar mevcut nükleer faaliyetlerde "statükonun korunması" (mevcut durumun dondurulması) öngörülüyor. Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği ise nihai müzakerelere bırakılıyor.
Sonraki Süreç Nasıl İşleyecek?
Taraflar, mutabakatın imzalanmasının ardından en fazla 60 gün içerisinde nihai bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Elde edilecek nihai anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) bağlayıcı bir kararıyla onaylanacak.
Her iki ülke de mutabakat zaptının resmi ve onaylı içeriğini, 19 Haziran'da İsviçre'de yapılacak resmi imza töreninden önce kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu.

