ABD ile İran arasında varılan ve bölgedeki gerilimi düşürmesi beklenen mutabakat, İsrail yönetiminde derin çatlaklara ve endişeye yol açtı. İsrail Diaspora Bakanı ve Likud Partisi üyesi Amichai Chikli, süreci şekillendiren aktörlerin Türkiye, Katar ve Pakistan olduğunu vurgulayarak sert açıklamalarda bulundu.
İsrail'in 103 FM radyosuna konuşan Chikli, Batı dünyasının yıllardır uyguladığı abluka ve yaptırımlar nedeniyle ekonomisi yıpranan İran’ın durumuna değindi.
"Yeni Bir Eksen Görüyoruz"
Anlaşmanın içeriğinden ziyade, arkasındaki diplomatik gücün kendilerini korkuttuğunu belirten Chikli, şu ifadeleri kullandı:
Şekillenen anlaşma endişe verici, ancak beni en az endişelendiren şey İran ekonomisinin yeniden canlanması. Beni çok daha fazla endişelendiren husus, bu anlaşmayı şekillendiren eksendir: Türkiye, Katar ve Pakistan. Gözlerimizin önünde yükselen yeni bir eksen görüyoruz.
ABD-İran Mutabakatı İsrail'i Neden Rahatsız Etti?
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın yürütülen diplomatik müzakereler sonucunda, Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaları sonlandırmak üzere mutabakata vardığını duyurmuştu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de mutabakatı doğrulayarak, resmi zaptın 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını ilan etti.
Anlaşmanın Lübnan cephesini de kapsaması, Tel Aviv'de taşları yerinden oynattı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini öne sürerek mutabakata karşı direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.
Ankara ve İslamabad Arasında Yoğun Diploması Trafiği
Sürecin diplomatik arka planına ilişkin en net açıklamalardan biri de Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd'den geldi. Cüneyd, mutabakat sürecinde Türkiye'nin üstlendiği stratejik role dikkat çekerek şunları söyledi:
Türkiye'nin kardeş liderliğiyle bu süreçte sürekli temas halindeydik. Tüm bu kritik konularda ortak ve kararlı bir duruş sergiledik.
Bölgedeki dengeleri değiştirmesi beklenen bu tarihi imza öncesinde, Türkiye-Katar-Pakistan üçlüsünün yürüttüğü arabuluculuk diplomasisi, İsrail tarafından resmen bir "tehdit ekseni" olarak tanımlanmış oldu.

