İnsanlığın iletişim serüveninde geçmişte konuşulan on binlerce dilin akıbeti, bilim dünyasının dikkat çeken yeni bir çalışmasıyla aydınlatıldı. Dünyaca ünlü Science dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günümüzde kullandığımız diller, tarihin derinliklerinde yaşanan devasa bir "dil darboğazından" kurtulabilen çok az sayıdaki dilin kalıntılarından oluşuyor. Bilim insanları, dil çeşitliliğinin zirveye ulaştığı dönemin sanıldığından çok daha yakın bir geçmişe dayandığını ve devletleşme süreçleriyle birlikte bu kültürel zenginliğin hızla eridiğini tespit etti.
Buzul Çağı Sonrası ve Dil Çeşitliliğinin Altın Çağı
Araştırmacılar, elde ettikleri çarpıcı sonuçlara ulaşmak için bugün hala varlığını sürdüren 171 avcı-toplayıcı topluluğun dil yapılarını mercek altına aldı. Bu veriler ışığında, son Buzul Çağı'nın ardından, yani yaklaşık 12 bin yıl önce dünya üzerindeki durum haritalandırıldı. O dönemde dünya nüfusu 7 milyonun altındayken bile yeryüzünde 4 bin 500 ila 6 bin 200 arasında farklı dil konuşulduğu hesaplandı. Nüfus artışıyla paralel olarak dil sayısı da binlerce yıl boyunca artış gösterdi. Yaklaşık bin ila 3 bin yıl öncesini kapsayan ve tarihsel ölçekte görece yakın sayılan dönem, dünyada on binlerce farklı dilin aynı anda konuşulduğu "altın çağ" olarak kayıtlara geçti.
İmparatorlukların Yükselişi Küçük Dilleri Tarihe Gömdü
Ancak insanlık tarihindeki bu eşsiz dil zenginliği uzun soluklu olamadı. Çalışmanın baş yazarlarından Claire Bowern, en yüksek dil çeşitliliğinin uzak Paleolitik Çağ'da değil, devletlerin ve ilk imparatorlukların ortaya çıktığı evrede yaşandığını vurguladı. Araştırma sonuçları, yaklaşık 4 bin yıl önce başlayan İmparatorluklar Çağı'nın başlangıçta dil çeşitliliğini doğrudan etkilemediğini gösteriyor. Fakat yaklaşık 2 bin yıl öncesine gelindiğinde, dünya genelindeki dil sayısı adeta uçurumdan yuvarlanırcasına sert ve geri döndürülemez bir düşüş yaşadı. Çok uluslu devletlerin ve büyük imparatorlukların sınırlarını genişletmesi, küçük toplulukların asimile olmasına yol açtı. Güçlü siyasi yapılar kendi resmi dillerini dayatırken, yerel ve etnik diller zamanla silinip gitti.
Günümüzde Konuşulan Dillerin Yarısı Yok Olma Tehlikesinde
Tarihsel süreçteki bu büyük erimenin ardından, günümüzde dünya genelinde yaklaşık 7 bin 500 dil yaşamaya devam ediyor. Bu sayı 12 bin yıl öncesine göre fazla görünse de, altın çağdaki on binlerce dile kıyasla dramatik bir düşüşü ifade ediyor. Endangered Languages Project (Tehlike Altındaki Diller Projesi) verileri, mevcut dillerin yaklaşık 3 bin 300'ünün ciddi tehdit altında bulunduğunu gösteriyor. Bunların 437'si ise kritik yok olma sınırında yer alıyor. Yalnızca son 50 yıl içinde 400'den fazla dilin tamamen tarihe karıştığı belirtiliyor.
Sömürgecilik ve Asimilasyon Dilleri Susturdu
Araştırmacılar, sömürgecilik faaliyetlerinin dillerin yok olmasındaki en yıkıcı faktörlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Örneğin Afrika'nın Kalahari Çölü'nde yerli toplulukların yaşadığı alanların yapay sınırlarla bölünmesi, köklü N|uu dilini konuşan halkı parçaladı. Gelinen noktada bu dili akıcı bir şekilde konuşabilen sadece bir kişinin hayatta kaldığı aktarılıyor. Hukuki yasaklar, zorla asimilasyon, şiddet olayları ve İngilizce ya da İspanyolca gibi küresel ölçekte baskın dillerin yarattığı sosyo-ekonomik zorunluluklar, yerel dillerin sonunu hazırlamaya devam ediyor. Bilim insanları, bugünkü dil kaybı hızının endişe verici boyutlarda olmasına rağmen, geçmişte imparatorluklar eliyle yaşanan dil yok oluşlarının çok daha keskin ve hızlı gerçekleştiğinin altını çiziyor.
