Brezilya'da bulunan dinozor dönemi yılan fosili evrim tarihini aydınlatıyor

Brezilya'nın güneydoğusunda keşfedilen 85 milyon yıllık iyi korunmuş bir yılan fosili, sürüngenlerin evrim tarihine dair yepyeni ipuçları sunuyor. Dinozorlar döneminde yaşayan "Tametara mirim" adlı türe ait buluntular, bilim insanlarının yılanların beyin anatomisini yeniden yapılandırmasına olanak tanıdı.

HABERIN DEVAMI

Dünya üzerindeki en ilginç vücut yapılarına sahip omurgalılardan biri olan yılanların kökeni ve evrim tarihi, paleontoloji dünyasının en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyordu. Yılanların ilk olarak dinozorlar çağında ortaya çıktığı bilinse de, erken dönem türlerine ait fosillerin genellikle parçalanmış ve eksik olması, bilim insanlarının bu canlıların gelişim sürecini çözmesini zorlaştırıyordu. Ancak Brezilya'nın Sao Paulo eyaletindeki Presidente Prudente bölgesinde yapılan yeni bir bilimsel keşif, sürüngenlerin tarih öncesi yaşamına güçlü bir ışık tuttu.

Dinozorlar çağının gizemli sürüngeni: Tametara mirim

Kretase Dönemi'nde, günümüzden yaklaşık 75 ila 85 milyon yıl önce yaşadığı tespit edilen ve Tametara mirim adı verilen bu yılan türünün, yaklaşık 42 santimetre uzunluğunda olduğu belirlendi. Uzmanlar, bu canlının devasa uzun boyunlu otçul dinozorlar, timsahlar ve ilkel kuşlarla birlikte oldukça zengin bir ekosistemi paylaştığını ifade ediyor.

Yılanların yaklaşık 170 milyon yıl önce Jura Dönemi'nde kertenkele benzeri atalarından evrimleştiği düşünülüyor. Ancak o döneme ait iyi korunmuş yılan fosili bulunmaması, Kretase Dönemi'ni bu canlıların gelişimini anlamak için kritik bir zaman dilimi haline getiriyor.

Fosildeki kafatası beyin yapısını ortaya çıkardı

Princeton Üniversitesinden evrimsel biyoloji profesörü ve araştırmanın başyazarı Tiago Simões'in yürüttüğü çalışmaya göre, bulunan fosilde kafatasının yaklaşık yüzde 60'ı ve omurganın yüzde 70'i olağanüstü bir şekilde korunmuş durumda. Fosil bütünüyle günümüze ulaşamamış olsa da, özellikle beyni çevreleyen kafatası kemiklerinin sağlam kalması, araştırmacıların Tametara’nın beyin anatomisini üç boyutlu olarak yeniden yapılandırmasını sağladı.

Yapılan analizler, canlının beyin şekli ve kafatası kemik mikro yapısının, onun günümüzdeki mercan yılanları gibi yeraltında tünel kazarak (fossorial) yaşayan bir tür olduğunu ortaya koydu. Simões, bu buluntunun "Kretase yılanlarının muhteşem bir şekilde korunmuş, oldukça seçkin bir grubuna katıldığını" belirterek, fosilin merkezi sinir sisteminin erken evrimine dair paha biçilmez bilgiler sunduğunu vurguladı.

Yılanların karmaşık evrim ağacı yeniden şekilleniyor

Bu önemli keşif, yılanların evrim ağacının sanılandan çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Tametara mirim'in beyni, günümüz yılanlarına kıyasla daha küçük beyin yarımkürelerine ve daha küçük bir optik tektuma (beynin görmeden sorumlu bölümü) sahip. Bilim insanları, bu farklılıkların hayvanın yeraltında yaşama davranışını yansıttığını; çünkü karanlık tünellerde yaşayan canlıların, toprak üstünde yaşayanlara kıyasla daha az görme keskinliğine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Araştırmacılar ayrıca Tametara'yı, yine aynı dönemde yaşamış 2 metre uzunluğundaki pusu avcısı Dinilysia patagonica ile karşılaştırdı. İki türün beyin şekillerinin birbirinden tamamen farklı olması, yılanların evrim tarihlerinin başlarında bile oldukça yüksek bir nörolojik çeşitliliğe sahip olduklarını kanıtlıyor.

Arka bacaklara sahip olma ihtimali yüksek

Bilimsel verilere göre, antik yılanların diyeti ve fiziksel özellikleri de modern yılanlardan farklılık gösteriyordu. Fosilin çene yapısında diş bulunmaması nedeniyle Tametara'nın zehirli olup olmadığı henüz kesin olarak bilinmiyor; ancak büyük olasılıkla böceklerle beslendiği tahmin ediliyor.

Günümüzde yaşayan tüm yılanlar uzuvsuz olsa da, fosil kayıtları erken dönem yılanların arka bacaklara sahip olduğunu gösteriyor. Tametara fosilinin kalça bölgesi zamanla tahrip olmuş olsa da uzmanlar, bu canlının yakın akrabası olan Najash rionegrina gibi sağlam arka bacaklara sahip olduğuna neredeyse kesin gözüyle bakıyor. Bilim dünyası, modern yılanlarla doğrudan bir akrabalığı bulunmayan bu soyu tükenmiş türün, doğanın milyonlarca yıllık adaptasyon sürecini anlamak için anahtar bir rol üstlendiği konusunda hemfikir.

Bilim ve Teknoloji

Tümü →

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...