Kadınların erkeklere kıyasla travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşama ihtimalinin iki kattan fazla olduğu biliniyor. Uzmanlar uzun süredir bu durumun ardında yatan biyolojik nedenleri merak ediyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nde yürütülen ve sonuçları yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırma, bu riskin temel kadınlık hormonlarından biri olan estradiol ile doğrudan bağlantılı olabileceğini gösterdi.
Hormon Seviyelerindeki Düşüş Beynin Alarm Sistemini Etkiliyor
Nörobilimci Dr. Jennifer Stevens tarafından yürütülen çalışmada, kadınların adet döngüsündeki hormon değişimleri mercek altına alındı. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırma verilerine göre, yumurtlama döneminden hemen sonra estradiol seviyesinde yaşanan doğal ve ani düşüş, insan beyninin tehditleri algılama şeklini değiştiriyor.
Bilim insanları, medikal bir bant yardımıyla kadınların estradiol seviyelerini yapay olarak artırarak beyin aktivitelerini gözlemledi. Çıkan sonuçlar, hormon seviyesi yükseldiğinde beynin tehditleri algılayan bölgesi olan amigdalanın daha sakin kaldığını ortaya koydu. Bu durum, söz konusu hormonun beynin alarm sistemini yatıştıran bir fren görevi gördüğünü kanıtladı.
Travma Yaşayan Kadınlarda Hormonların Yatıştırıcı Etkisi Görülmedi
Yürütülen araştırma kapsamında elde edilen en çarpıcı bulgu ise geçmişte ağır travma yaşayan kadınlarda ortaya çıktı. Bu gruptaki kadınların hormon seviyeleri dışarıdan artırılsa bile beyinlerindeki alarm sisteminin yatışmadığı ve tehditlere karşı yüksek tepki vermeye devam ettiği tespit edildi. Uzmanlar, yaşanan ağır travmaların yumurtalık hormonlarının korkuyu düzenleme yeteneğini kalıcı olarak değiştirebileceğini belirtiyor.
Düşük Hormon Seviyeleri Kötü Anıların Daha Güçlü Hatırlanmasını Sağlıyor
Aynı araştırma projesinin bir diğer aşamasında, yumurtlama sonrası yaşanan doğal hormon düşüşünün insan hafızasını da etkilediği belirlendi. Estradiol seviyesinin düşük olduğu günlerde, beynin olumsuz ve stresli deneyimleri hafızaya çok daha güçlü ve yoğun bir şekilde kazıdığı anlaşıldı.
Bilim insanları, kadınların adet döngüsü içindeki belli dönemlerde duygusal olarak daha hassas hissetmelerinin tamamen biyolojik temellere dayandığını vurguluyor. TSSB riskini tetikleyen ana unsurun yaşanılan kötü olayların kendisi olduğu hatırlatılırken, kadınlık hormonlarının beynin bu olaylara vereceği tepkiyi ve anıların gücünü doğrudan şekillendirdiği ifade ediliyor.



