"Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adalet Temin Etmek" temasıyla düzenlenen zirvede Kurtulmuş, Gazze'deki insani dram üzerinden uluslararası topluma ve parlamentolara sert eleştiriler yöneltti.
Uluslararası Sistemin Çöküşü ve Gazze İmtihanı
Konuşmasında uluslararası sistemin açık bir çöküş sürecine girdiğini vurgulayan Kurtulmuş, Gazze’de yaşananların bu durumun en acı göstergesi olduğunu belirtti. İnsani yardım geçişlerinin engellenmesi ve sivillerin korunamaması karşısında bağlayıcı bir irade konulamamasını "ciddi bir sınama" olarak nitelendiren Kurtulmuş, "Vicdanı temsil ettiğini söyleyen merkezler, acıyı seyretmekle yetinmektedir" diyerek sessiz kalan yapıların kurucu iddialarını kaybettiğini ifade etti.
Filistin meselesinin artık yerel bir trajedi değil, insanlığın ortak bir imtihan alanı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, şu kritik uyarıyı yaptı:
Açıkça ifade etmek isterim ki, sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz. Yardım konvoylarının geçişi, diplomatik takvime bağlı olarak bir lütuf olarak kabul edilemez ve uygulanamaz. İnsan hayatları arasında derece farklılıkları ortaya konulamaz.
Adalet İçin Ahlaki Kararlılık Vurgusu
TBMM Başkanı, krizlerin prosedür tartışmalarına hapsedilmemesi gerektiğini vurgulayarak diplomasinin nezaketinin zulmü görünmez kılan bir örtüye dönüşmemesi gerektiğini savundu. "Nezaket perdesi altında zalime zalim diyebilme kudretini kaybetmemeliyiz" diyen Kurtulmuş, parlamenterlerin hakikati gizlemeden, en açık şekilde konuşması gerektiğinin altını çizdi.
Konuşmasının sonunda daha samimi bir iş birliği çağrısında bulunan Kurtulmuş, Türkiye'nin ayrışmaları derinleştiren bir dilden değil; hakkaniyeti, müzakereyi ve insan onurunu koruyan bir çizgiden yana olmaya devam edeceğini belirtti. Kurtulmuş, ancak bedel ödemeyi göze alan ahlaki bir duruşla yeryüzünde adaletin genişleyebileceğini ifade ederek sözlerini tamamladı.
