İsviçre'de Kritik Referandum: Nüfus Sınırı Tartışması
İsviçre, 14 Haziran tarihinde yapılacak referandumla tarihi bir karar aşamasına geliyor. İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından desteklenen ve ülkedeki nüfus artışını 10 milyon ile sınırlandırmayı hedefleyen tasarı, kamuoyunda "İsviçre Brexit'i" olarak nitelendiriliyor. Tasarıyı destekleyenler, hızlı nüfus artışının altyapı, konut arzı ve ulaşım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savunurken, iş dünyası temsilcileri bunun İsviçre ekonomisine telafisi imkansız zararlar vereceği görüşünde.
"Ekonomik Bir Durdurucu" Endişesi
Ülkedeki işverenler ve sanayiciler, nüfusun sınırlandırılmasının nitelikli iş gücüne erişimi engelleyeceği ve İsviçre’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği ile ilişkileri koparacağı uyarısında bulunuyor. Özellikle otelcilikten biyoteknolojiye kadar birçok sektörde çalışan yabancı uyruklu personelin, ekonominin çarklarını döndüren temel unsur olduğu vurgulanıyor.
Biyoteknoloji şirketi Molecular Partners yöneticilerinden Daniel Steiner, tasarının kabul edilmesinin "ekonomik bir durdurucu" olacağını belirterek, yetenek havuzunun daralması halinde şirketlerin İsviçre dışına taşınmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. Ekonomisuisse'den Rudolf Minsch ise nüfus sınırının karmaşık yapısal sorunlara "popülist ve basit" bir çözüm girişimi olduğunu savundu.
Yaşlanan Nüfus ve İş Gücü İhtiyacı
Avrupa’nın pek çok ülkesi gibi İsviçre de yaşlanan nüfus gerçeğiyle yüzleşiyor. İsviçre İstatistik Ofisi'nin verilerine göre, 2055 yılına gelindiğinde çalışma çağındaki nüfusun oranının %60’tan %56’ya düşmesi, 65 yaş üzerindeki nüfusun ise %27’ye çıkması bekleniyor. Bu veriler ışığında uzmanlar, nüfus sınırının getirilmesi durumunda ekonomik büyümenin olumsuz etkileneceğini, ücret artışlarının enflasyonu tetikleyeceğini ve faiz oranlarının yükselebileceğini öngörüyor.
Eğer referandumdan "evet" kararı çıkarsa, nüfusun 10 milyona ulaşması halinde İsviçre hükümeti, nüfus artışını teşvik eden uluslararası anlaşmaları feshetmek zorunda kalacak. Bu durum, AB ile yapılan ve kişilerin serbest dolaşımını sağlayan ikili anlaşmaların sonu anlamına gelebilir. BAK Economics tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bu tür bir kopuşun 2028-2045 yılları arasında İsviçre'ye yaklaşık 685 milyar İsviçre frangı zarara mal olabileceği tahmin ediliyor.
Siyasi Atmosfer ve Beklentiler
Referandum öncesi yapılan son anketler, toplumun bu konuda oldukça bölünmüş olduğunu gösteriyor. Seçmenlerin %47’si nüfus sınırından yana görüş bildirirken, %52’si bu sınırlandırmanın ülkenin geleceği için yanlış bir adım olacağını savunuyor. İsviçre'nin Roche, Nestle, ABB, UBS ve Novartis gibi dev kurumsal şirketleri de girişime karşı olduklarını belirterek, bu kararın nitelikli personel sıkıntısını daha da derinleştireceği uyarısında bulundu.
