Piyasa verileri yükleniyor...
İngiltere'nin yeni başbakan adayı Andy Burnham kimdir ve politikası neleri hedefliyor?

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın istifa kararı sonrasında İşçi Partisi liderliği ve başbakanlık koltuğu için tek güçlü aday haline gelen Andy Burnham, İngiliz siyasetinin merkezine yerleşti. Geçmişte parti yönetiminin arka planına itilen ancak yerel yönetimdeki çıkışlarıyla geniş kitlelerin desteğini alan tecrübeli siyasetçi, ülkeyi bekleyen ekonomik krizler ve çetin siyasi rakipler karşısında zorlu bir sınav vermeye hazırlanıyor.

HABERIN DEVAMI

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın istifa kararı, Birleşik Krallık siyasetinde taşları yerinden oynatırken, gözler halef olarak öne çıkan en güçlü isme çevrildi. İşçi Partisi içinde rakiplerinin çekilmesiyle liderlik koltuğuna oturmasına kesin gözüyle bakılan Andy Burnham, İngiliz siyasetinin yeni dönemdeki en önemli aktörü konumuna geldi. Geçmişte parti içi muhalefet nedeniyle ana sahnelerden uzak tutulan tecrübeli siyasetçi, ülkenin son 10 yıldaki yedinci başbakanı olma yolunda ilerliyor.

Siyasetin Kıyısından Başbakanlık Yarışına

Bundan dört yıl önce, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi konferanslarında kendisine ana sahne konuşma sırası dahi verilmeyen Andy Burnham, o dönem bu durumu Manchester Belediye Başkanı olarak bölgesine yapılan bir saygısızlık olarak nitelendirmişti. Siyasi dengelerin hızla değiştiği Londra'da Burnham, partisinin ve ülkenin kaderini belirleyecek ana sahneye çıkmayı başardı.

Geçtiğimiz hafta Makerfield bölgesindeki ara seçimleri açık ara farkla kazanarak yeniden parlamentoya dönen Burnham, bu başarısıyla İşçi Partisi milletvekillerinin güvenini tazeledi. Popülist söylemleriyle anketlerde yükselişte olan Reform UK partisine ve lideri Nigel Farage'a karşı İşçi Partisi içindeki en karizmatik ve vizyoner alternatif olarak görülen Burnham, Starmer'ın istifasıyla liderlik yolundaki en büyük engeli aşmış oldu. En güçlü rakiplerinden eski Sağlık Bakanı Wes Streeting'in de kendisini destekleyeceğini açıklayarak yarıştan çekilmesi, Burnham'ın başbakanlık yürüyüşünü bir uzlaşı sürecine dönüştürdü.

"Kuzeyin Kralı" Lakabının Arkasındaki Mücadele

Andy Burnham, özellikle koronavirüs pandemisi döneminde dönemin Başbakanı Boris Johnson liderliğindeki merkezi hükümete karşı yürüttüğü sert muhalefetle hafızalara kazındı. Manchester bölgesine dayatılan sıkı karantina tedbirlerine karşı bölge halkının ekonomik haklarını savunan Burnham, Londra'nın sunduğu yetersiz tazminat paketlerini canlı yayında reddederek dikkatleri üzerine çekmişti. Hükümetin teklif ettiği 22 milyon sterlinlik desteği kabul etmeyerek dik bir duruş sergileyen siyasetçi, bu mücadelesi nedeniyle halk tarafından "Kuzeyin Kralı" (King of the North) olarak adlandırılmaya başlandı.

Siyasi felsefesini "partiden önce bölge ve insan" olarak tanımlayan Burnham, gücün Londra merkezli yapıdan alınarak yerel yönetimlere devredilmesini savunuyor. Toplu taşıma ve temel kamu hizmetlerinin yerel idarelerce kontrol edilmesi gerektiğini belirten tecrübeli siyasetçi, bu hamlelerin bölgesel ekonomileri canlandıracağına inanıyor.

Blair ve Brown Dönemlerinden Bugüne Siyasi Çizgisi

Liverpool doğumlu olan ve mühendis bir baba ile resepsiyonist bir annenin oğlu olarak büyüyen Andy Burnham, Cambridge Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Mezuniyetinin ardından parlamentoda araştırmacı ve danışman olarak siyasi kariyerine ilk adımı attı. Eski başbakanlardan Tony Blair döneminde bakan yardımcılığı gibi alt kademe görevlerde bulunan Burnham, Gordon Brown hükümetinde ise Kültür Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi kritik koltuklara otordu.

Daha önce 2010 ve 2015 yıllarında olmak üzere iki kez İşçi Partisi liderliğine aday olan ancak seçilemeyen Burnham, siyasi çizgisindeki esneklik nedeniyle zaman zaman eleştirilerin hedefi oldu. Geçmişte stratejik sektörlerin millileştirilmesi ve İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne yeniden katılması yönünde söylemlerde bulunan Burnham, başbakanlık koltuğuna yaklaştığı son haftalarda ise daha merkezci ve temkinli bir politika izlemeye başladı. Ülke finansmanının büyük ölçekli kamulaştırmalar için yetersiz olduğunu kabul eden siyasetçi, kısa vadede Avrupa Birliği'ne dönüşün de gerçekçi olmadığını ifade ediyor.

Yeni Dönemde Bekleyen Sınav ve Ekonomik Kısıtlamalar

Andy Burnham'ın önündeki en büyük zorluk, vaat ettiği köklü değişimleri gerçekleştirirken ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik tabloyu yönetmek olacak. Birleşik Krallık, Group of Seven (G7) ülkeleri arasında yüksek kamu borcu, faiz ödemeleri, yıllardır süregelen zayıf ekonomik büyüme ve savunma sanayisine yapılması gereken zorunlu yatırımlar nedeniyle yüksek borçlanma maliyetine sahip ülkeler arasında bulunuyor. Tahvil piyasalarındaki yatırımcıların ek borçlanmalara sıcak bakmadığı bu dönemde Burnham'ın manevra alanı oldukça kısıtlı görünüyor. Siyasi analistler, Burnham'ın selefi Starmer'dan net bir şekilde ayrışarak cesur adımlar atmaması halinde, seçmen nezdindeki kredisini hızla tüketebileceği uyarısında bulunuyor.

Dünya

Tümü →

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...