Almanya'da yaklaşan Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri, sadece siyasi değil aynı zamanda derin bir kültürel çekişmeye de sahne oluyor. Anketlerde önde giden ve eyalette ilk kez iktidara gelme ihtimali bulunan aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi, modernizmin küresel çaptaki en önemli merkezlerinden biri olan tarihi Bauhaus okulunu hedef tahtasına koydu. AfD yetkilileri, Bauhaus akımını Alman kültürüne yabancı ve köksüz bir yapı olarak tanımlarken, parti programında geleneksel mimariyi destekleyen ve "Alman karşıtı" olarak nitelendirdikleri sanat eserlerine verilen devlet desteklerini kesmeyi öngören adımlar yer alıyor.
Bauhaus: Modernizmin Simgesi Küreselleşme Suçlamasıyla Karşı Karşıya
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından doğu Almanya'da, mimaride biçim ve işlevi birleştirmeyi amaçlayan sosyal bir ütopya projesi olarak kurulan Bauhaus, zamanla dünya mimarisini dönüştüren bir ekol haline geldi. Çelik, cam ve betonun yapı malzemesi olarak kullanımını yaygınlaştıran bu akım, günümüzde evlerimizde kullandığımız pek çok eşyanın tasarımına da ilham verdi. Ancak AfD'nin kültür sözcüsü Hans-Thomas Tillschneider, bu evrensel etkiyi bir yozlaşma olarak görerek, Bauhaus'u "küreselleşmenin ve köksüzleşmenin mimarisi" olarak nitelendirdi. Nazi döneminde baskılara dayanamayarak kapatılan bu tarihi okulun Weimar, Dessau ve Bernau'daki tesisleri, 1996 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.

AfD'nin Yeni Kültür Politikası ve Tarihi Referansları
Yaklaşık on yıl önce Avrupa'daki borç krizi sırasında kurulan ve temel olarak kitlesel göçe karşı çıkan AfD, Alman halkına yeniden "milli özgüven" kazandırmayı hedefleyen yeni bir vatansever kültür politikası öneriyor. Parti programında, değerlerin kaynağı olarak Weimar Cumhuriyeti'nin yenilikçi atmosferi yerine; Orta Çağ hükümdarları, Kilise reformcusu Martin Luther ve 19. yüzyılın "Demir Şansölyesi" Otto von Bismarck gibi tarihi figürler gösteriliyor. AfD, modern tiyatroları ve cam odaklı yeni nesil mimariyi ruhsuz bulduğunu belirterek, geçmişte eski ABD Başkanı Donald Trump'ın kamu binaları için geleneksel mimariyi teşvik eden kararlarına benzer bir yaklaşım sergileyeceklerinin sinyalini veriyor.
Kültür Sanat Çevreleri ve Üniversitelerde Endişeli Bekleyiş
AfD'nin anketlerde Saksonya-Anhalt eyaletinde yüzde 40, ülke genelinde ise yüzde 28 gibi yüksek bir oy oranına ulaşması, kültür ve eğitim kurumlarını alarma geçirdi. Dessau'daki Bauhaus'un direktörü Barbara Steiner, kurumun temsil ettiği evrensel değerlerin AfD'nin tarih anlayışıyla uyuşmadığını belirtti. AfD'nin sadece Bauhaus'u değil, Almanya'daki çeşitli ve çok kültürlü sanat ortamını da hedef aldığı ifade ediliyor.
Benzer şekilde, üniversitelerde verilen toplumsal cinsiyet araştırmaları ve post-kolonyalizm gibi derslerin müfredattan çıkarılmasını savunan parti politikaları, akademik özgürlük tartışmalarını da alevlendirdi. Martin Luther Üniversitesi Rektörü Claudia Becker, bilimsel araştırmaların ideolojiler tarafından değil, bilimin kendi dinamikleri tarafından yönlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Siyasi uzmanlar, AfD'nin iktidara gelmesi halinde bu eyaleti diğer bölgeler için bir "test alanı" olarak kullanabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak Almanya'nın anayasal güvenceleri ve federal yapısının, sanat ve eğitim kurumlarında yapılması planlanan radikal değişikliklerin önünde güçlü bir hukuki kalkan oluşturduğu da ifade ediliyor.
