ABD'nin Michigan eyaletine bağlı 2 bin 400 nüfuslu sakin bir tarım kasabası olan Saline, bugünlerde küresel teknoloji devleri ile yerel halkın karşı karşıya geldiği en sıcak cephelerden biri haline geldi. Bölgede mısır ve soya tarlalarının hemen yanı başında, 250 dönümlük bir alana yayılması planlanan ve Stargate adı verilen 16 milyar dolarlık devasa bir veri merkezi inşa ediliyor. Oracle, OpenAI, Related Digital, Blackstone ve Walbridge gibi dev şirketlerin konsorsiyumu tarafından yürütülen proje, bölge sakinlerinin tüm itirazlarına rağmen yükselmeye devam ediyor.
Kasaba halkı; devasa tesisin bölgedeki kısıtlı su kaynaklarını tüketeceğinden, elektrik şebekesine aşırı yük bindireceğinden ve kırsal yaşam dokusunu tamamen yok edeceğinden endişe ediyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları da bu tepkinin yerel kalmadığını gösteriyor. Gerçekleştirilen güncel anketlere göre, Amerikan halkının yalnızca yüzde 14'ü kendi yaşadığı bölgede bir veri merkezi kurulmasını destekliyor. Bu durum, teknoloji yatırımlarının toplumsal kabul görmekte ne kadar zorlandığını açıkça ortaya koyuyor.
Siyasetçiler iki ateş arasında kaldı
Michigan'da planlama aşamasında olan en az 13 veri merkezi bulunurken, halkın gösterdiği direnç yerel yönetim sınırlarını aşarak ulusal siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Yaklaşan kritik kongre ve senato seçimleri öncesinde demokrat ve cumhuriyetçi adaylar, yapay zekanın getireceği ekonomik büyüme vaatleri ile seçmenlerin haklı endişeleri arasında denge kurmaya çalışıyor.
Bazı siyasi figürler bu merkezlerin eyaleti inovasyonun ve üretimin öncüsü yapacağını savunarak istihdam vurgusu yaparken, teknoloji şirketlerinin kullandıkları su ve enerji bedellerini eksiksiz ödemesi gerektiğini belirtiyor. Daha ilerici kanatta yer alan adaylar ise yapay zeka şirketlerinin daha sıkı devlet denetimine tabi tutulmasını ve yerel toplulukları korumak adına geçici inşaat yasaklarının (moratoryum) uygulanabileceğini savunuyor. Öte yandan, Washington yönetiminin de halktan gelen tepkileri dindirmek adına, yapay zeka genişlemesinin mali yükünün vergi mükelleflerine yansıtılmasını önleyecek gönüllü bir taahhüt üzerinde enerji şirketleriyle görüşmeler yürüttüğü ifade ediliyor.
Hukuk mücadelesi ve uzlaşı arayışları
Saline kasabasında yaşanan süreç, yerel yönetimlerin küresel teknoloji şirketlerinin finansal ve hukuki gücü karşısında nasıl çaresiz kalabildiğini de gözler önüne seriyor. Kasaba belediye meclisi, aylarca süren gergin toplantıların ardından projenin imar planı değişikliğini reddetmişti. Ancak bu karardan sadece iki gün sonra geliştirici firmalar ve arazi sahipleri yerel yönetime karşı milyonlarca dolarlık tazminat davaları açtı.
Yüksek dava maliyetlerini karşılayamayacağını anlayan kasaba yönetimi, şirketlerle uzlaşmak zorunda kaldı. Yapılan anlaşmayla tarım arazilerinin korunması ve itfaiye hizmetleri için kasabaya 14 milyon dolarlık bir kaynak aktarılması, su kullanımı ve gürültü seviyelerine ise sınırlamalar getirilmesi kararlaştırıldı. Davanın geri çekilmesinin ardından projenin temeli atılmış olsa da bölge sakinleri karara karşı mahkeme süreçlerini devam ettiriyor. Şirket yetkilileri kapalı devre hava soğutma sistemleri kullanarak su kaynaklarını koruyacaklarını ve altyapı maliyetlerini tamamen kendilerinin üstleneceğini taahhüt etse de halkın küresel teknoloji devlerine karşı güvensizliği ve doğanın geleceğine dair endişeleri varlığını koruyor.
