Y ve Z kuşağı gençleri son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada geleneksel el sanatlarına yoğun bir ilgi gösteriyor. Gündelik hayatın stresi, dijitalleşme ve ekran bağımlılığı gibi faktörler, gençleri örgü örmek, patchwork (kırkyama) yapmak ve sepet örmek gibi geçmişte "büyükanne hobileri" olarak adlandırılan uğraşlara yöneltti. Uzmanlar, gençlerin bu faaliyetlere huzur, odaklanma ve aidiyet duygusu bulmak amacıyla başladığını belirtiyor.
Örgü örmek zihinsel sağlığı koruyor ve stresi azaltıyor
Bilimsel araştırmalar, el sanatlarıyla ilgilenmenin insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlıyor. 2020 yılında yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, örgü örmek insanlara ciddi anlamda huzur veriyor ve stres seviyesini düşürüyor. Araştırmaya katılan bireylerin büyük bir çoğunluğu; keder, kronik rahatsızlıklar ve fiziksel ağrı gibi olumsuz durumlarla başa çıkabilmek için örgü ördüğünü ifade ediyor. Bunun yanı sıra, 2011 yılında gerçekleştirilen başka bir çalışma, el sanatlarıyla düzenli olarak uğraşan kişilerin bilişsel gerileme ve demans gibi hastalıklara yakalanma riskinin çok daha düşük olduğunu ortaya koydu. Yabancı basında yer alan raporlar da, huzur arayan genç nesillerin bu tür geleneksel hobilere sarılarak zihinsel bir rahatlama yaşadığını doğruluyor.

El sanatları atölyelerine gençlerden yoğun talep var
Amerika Birleşik Devletleri'nin Michigan eyaletinde yer alan bir el sanatları okulunda sepet örme, ciltçilik, kağıt yapımı ve çorap örme gibi çeşitli dersler veriliyor. Dikkat çeken en önemli detay ise bu atölyelere katılan öğrencilerin büyük bir kısmının 35 yaşın altında olması. Benzer bir durum Minnesota eyaletindeki halk okullarında da yaşanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar boş kalan programlar, bugünlerde örgü ve patchwork dikme gibi derslere girmek isteyen gençlerin oluşturduğu uzun bekleme listeleriyle dolup taşıyor. Sosyal medya platformlarında da bu akımın yansımalarını görmek mümkün. Örneğin Pinterest üzerinde "yeni başlayanlar için dikiş" aramaları son bir yıl içinde tam dört kat artış gösterdi ve bu aramaları yapanların büyük çoğunluğunu 34 yaş altı kullanıcılar oluşturuyor.
Teknolojiden uzaklaşıp kendimizle buluşma ihtiyacı
Georgetown Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cal Newport, gençlerin bu yönelimini içsel bir arayış olarak değerlendiriyor. Newport, bu geleneksel hobilerin bireyleri kendileriyle yeniden buluşturduğunu belirterek, bu tür alanlarda ustalaşmanın zaman ve yoğun konsantrasyon gerektirdiği için zorlu bir süreç olduğunu vurguluyor. Ancak günün sonunda ortaya çıkan net ve tatmin edici sonuçların, insanlara büyük bir başarı hissi verdiğini ifade ediyor.
Danimarkalı psikolog Anne Kirketerp ise dikiş ve örgü gibi el işleriyle zaman geçirmeyi "anlamlı bir şekilde kendini unutmak" olarak tanımlıyor. Kirketerp'e göre, bir şeyler üretirken dikkat tamamen o işe odaklandığında, beynin varsayılan çalışma modu devre dışı kalıyor. Böylece içsel gürültü ve olumsuz düşünceler ortadan kalkıyor, zihin ihtiyaç duyduğu dinlenme fırsatını buluyor.
Yapay zeka çağında insana özgü deneyimlere tutunmak
Geleneksel el sanatlarına dönüş, teknolojik gelişmelerin getirdiği belirsizliklere karşı bir tepki olarak da dikkat çekiyor. New York'ta kendi örgü kulübünü kuran 27 yaşındaki Ella Emhoff, bu durumu yapay zekanın yükselişiyle ilişkilendiriyor. Emhoff, yapay zekanın günlük hayata giderek daha fazla yerleşmesiyle birlikte insanların somut, fiziksel ve tamamen insana özgü deneyimlere tutunma arzusu hissettiğini belirtiyor. Bireylerin dünyada özerkliklerini kaybetmekten ve olaylara somut olarak dokunamamaktan endişe duyduğunu vurgulayan uzmanlar, el işlerinin insanlara zihinsel yeteneklerinin azalmadığını kanıtlayan güvenli bir alan sunduğunu ifade ediyor. Geleneksel el sanatlarının önümüzdeki dönemde bir dijital detoks yöntemi olarak daha da yaygınlaşması bekleniyor.
