İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türk vatandaşlarının son dönemde Avrupa Birliği (AB) ülkelerine giriş yapmak için karşılaştığı vize krizine dikkat çeken çarpıcı bir açıklamada bulundu. Çömez, vize randevu sistemlerindeki tıkanıklığın arka planında organize bir "randevu çetesi" olduğunu vurguladı. Vatandaşların aylarca randevu bulamadığı bir ortamda, bu yapıların bot hesaplar ve yazılımlar kullanarak sistemdeki tüm boşlukları saniyeler içinde kapattığı belirtiliyor.
Pazarlık ve Fahiş Fiyat İddiası
Çömez, konunun vahametini kanıtlamak amacıyla danışmanı ile birlikte bir "vize pazarlığı" gerçekleştirdi. Paylaşılan ekran görüntülerine göre, vize çeteleri ile yapılan görüşmelerde randevuların 500 ila 600 Euro gibi uçuk rakamlardan satışa çıkarıldığı görülüyor. Pazarlık aşamasında fiyatın 350-400 Euro seviyelerine çekilebildiği, bu durumun ise sistemin nasıl ticari bir mekanizmaya dönüştürüldüğünü ispatlar nitelikte olduğu ifade edildi.
"Türk Vatandaşlarının Başvuruları Ciddiye Alınmıyor"
Vize sürecinde yaşanan zorlukların sadece randevu ile sınırlı olmadığını belirten Çömez, AB ülkelerinin Türk vatandaşlarının başvurularını giderek artan oranda reddettiğini veya başvuruları ciddiye almadığını savundu. Çömez, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Elimde tüm yazışmalar ve çetelerin telefon kayıtları var. Normal şartlarda 90-95 Euro karşılığında alınması gereken randevular, bu yapıların elinde vatandaşımıza fahiş fiyatlarla satılan bir meta haline getirildi" şeklinde konuştu.
Süreç Nasıl İşliyor?
Vize çeteleri, dijital sistemler üzerinden bot hesaplar kurarak açılan randevu ekranlarını anında bloke ediyor. Başvuru yapmaya çalışan vatandaşlar, resmi web sitelerinde hiçbir tarih bulamazken, bu şebekelerle iletişime geçen kişiler "özel ücret" ödemek kaydıyla randevu takvimi oluşturabiliyor. Çömez’in ifşa ettiği yazışmalarda, şebeke üyelerinin "hesaba son anda yüksek miktarda para yatırılmaması" gibi tavsiyelerde bulunarak süreci profesyonel bir hizmetmiş gibi yönetmeye çalıştığı da dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili resmi makamların ve ilgili konsolosluk birimlerinin nasıl bir denetim mekanizması geliştireceği ve bu dijital dolandırıcılık faaliyetlerine karşı ne gibi önlemler alınacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
