Piyasa verileri yükleniyor...
Uzmanı uyardı... Yemekten hemen sonra diş fırçalayanlar dikkat!

Şekerli ve asitli gıdaların birlikte tüketilmesi, diş minesini saatlerce savunmasız bırakarak geri dönüşümsüz çürüklere zemin hazırlıyor.

HABERIN DEVAMI

Ağız ve diş sağlığı, genel vücut sağlığının en önemli yapı taşlarından biri olmasına rağmen günlük beslenme alışkanlıkları farkında olmadan dişlerimize büyük zararlar verebiliyor. Özellikle şekerli, yapışkan ve asitli gıdaların sık tüketilmesi, dişlerin koruyucu kalkanı olan mine tabakasında ciddi hasarlara yol açıyor.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şeker ve asit içeren yiyeceklerin diş minesinde oluşturduğu etkiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, diş minesindeki mineral kaybının yani demineralizasyon sürecinin diş çürüklerinin ilk basamağı olduğunu belirtirken, bu süreçte tüketilen şeker miktarından çok gün içindeki tüketim sıklığının ve asitli içeceklerle birleşen şeker oranının belirleyici olduğunu vurguladı.

Yapışkan atıştırmalıklar diş yüzeyinde uzun süre kalarak riski artırıyor

Yapışkan ve şekerli gıdaların, yüksek oranda ilave şeker içeren, çiğnendiğinde diş yüzeylerine ve dişlerin aralarına sıkıca yapışarak uzun süre temizlenemeden kalabilen yiyecekler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şu bilgileri paylaştı:

"Diş yüzeyinde uzun süre tutunduklarında ve tükürüğün etkisi ile kolayca temizlenemediklerinde ağız içindeki bazı bakteriler tarafından şeker fermente edilir. Fermantasyon sonucu asit oluşumu gerçekleşir ve ağız içi ortamın pH seviyesi düşer. Oluşan bu asitler demineralizasyon yani çürük sürecini başlatır. Özellikle karamel, lokum, şekerleme, kuru meyveler ve yapışkan atıştırmalıklar diş yüzeyinde daha uzun süre kaldıkları için çürük riskini yükseltir."

Diş çürüğünün ilk basamağı demineralizasyon süreci

Diş minesinin yaklaşık yüzde 96'sının hidroksiapatit adı verilen kalsiyum-fosfat minerallerinden oluştuğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Diş minesinde demineralizasyon, asidik ortamın etkisiyle mine yapısındaki hidroksiapatit kristallerinden kalsiyum ve fosfat iyonlarının çözünerek uzaklaşması sonucu meydana gelen mineral kaybı sürecidir." dedi.

Bu olayın, dental çürüğün başlangıç basamağını oluşturduğunu vurgulayan Yıldırım, sürecin detaylarını şu şekilde aktardı:

"Demineralizasyon süreci şekerli gıdalar tüketilmesi ile başlar, ağızdaki bakteriler karbonhidratlı besinleri metabolize eder ve bakteri metabolizması sonucunda organik asitler meydana gelir. Ağız ortamının pH'ı yaklaşık 5,5'in altına düştüğünde ise mine yüzeyinde ilk mineraller çözünmeye başlar. Süreç tekrarladıkça mineral kaybı artar. Mine gözenekli hale gelir, beyaz lekeler ortaya çıkar ve diş hassasiyeti artar. Başlangıçta beyaz leke şeklinde görülen çürük lezyonları demineralizasyon ilerledikçe koyu renkli ve derin çürük lezyonları ile izlenir."

Şekerin ne kadar tüketildiğinden çok ne sıklıkla tüketildiği önemli

Sık şeker tüketimi ile tek seferde yüksek miktarda şeker tüketimi arasında risk farkı olup olmadığını değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şeker tüketim sıklığının toplam şeker miktarından çok daha kritik bir etken olduğunu vurguladı:

"Gün içinde sık aralıklarla şeker tüketimi, dişlerin asit saldırılarına daha fazla maruz kalmasına neden olduğundan çürük riskini artırır. Örneğin, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyunca birçok kez tüketilmesi karşılaştırıldığında, sık tüketim sonrasında ağız pH'ı tekrar tekrar kritik seviyenin altına düşer ve tükürüğün mineyi remineralize etmesi için yeterli zaman kalmaz. Bu nedenle demineralizasyon süresi uzar ve çürük oluşma riski artar."

Demineralizasyon geri döndürülebilir bir süreçtir

Demineralizasyonun doğru müdahalelerle geri döndürülebilir bir süreç olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Ağızdaki asit atağı bittiğinde, tükürük devreye girer. Tükürüğün içindeki kalsiyum, fosfat ve florür iyonları diş minesine yeniden kazandırılarak zayıflayan bölgeleri yeniden yapılandırır." dedi.

Bu sürece de "remineralizasyon" denildiği bilgisini paylaşan Yıldırım, "Ancak demineralizasyon hızı sık şeker tüketimi, kötü fırçalama gibi nedenlerle remineralizasyon hızından fazla olursa, diş minesi geri dönüşümsüz olarak mineral kaybeder ve geri dönüşümsüz diş çürüğü oluşur. Oluşan çürük dental tedaviler ile restore edilmelidir." diye konuştu.

Asit diş minesini doğrudan zayıflatıyor

Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin, diş çürüğü ve mine erozyonu riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Bunun nedeni, asitlerin diş minesini doğrudan zayıflatırken, şekerin ağız bakterileri tarafından metabolize edilerek ek asit üretimine yol açmasıdır." uyarısında bulundu.

Tükürüğün, ağızdaki asidi nötralize etmek ve mineral takviyesi yapmakla görevli olduğunu hatırlatan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Ancak ortamda hem dışarıdan gelen asit hem de içeride üretilen şeker asidi olduğunda, tükürüğün temizleme ve pH'ı normale döndürme süresi çok uzar. Diş minesi saatlerce savunmasız kalır. Örneğin kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar veya şekerli meyve suları çürük oluşturma riski yüksek içeceklerdir."

Şeker tüketiminin hemen ardından diş fırçalamaktan kaçının

Şeker tüketiminin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Özellikle asitli ve şekerli gıdalar sonrasında yapılan fırçalama, mine kaybını artırabilir. Genel olarak önerilen yaklaşım; şekerli gıdaların ardından ağzın su ile çalkalanması ve şekersiz sakız çiğnenerek tükürük akışı sağlanmasıdır. Diş fırçalamak için yaklaşık 30–60 dakika beklenmesi önerilir." dedi.

Bir gıdanın paketinde "şekersiz" yazmasının veya tadının tatlı olmamasının, onun diş dostu olduğu anlamına gelmediği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

"Diş minesinin en büyük düşmanlarından biri şekerse, diğeri de asittir. Doğrudan asit içeren tehlikeler arasında; limon, sirke ve turşular, diyet / sıfır şekerli gazlı içecekler ve meyveli/aromalı maden suları sayılabilir. Yine tuzlu olarak bilinen nişasta açısından zengin cips, kraker ve bisküviler, beyaz ekmek, lavaş gibi birçok gıda çürük riskini arttıran gıdalardır."

Sağlık

Tümü →

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...