Piyasa verileri yükleniyor...
Prens Andrew'in gözaltına alınması sonrası Avustralya kararını verdi

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, eski İngiltere Prensi Andrew'un gözaltına alınmasının ülkede yeni bir yönetim referandumuna yol açmayacağını açıkladı.

HABERIN DEVAMI

İngiltere Kralı 3. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor'un kamu görevini kötüye kullanma şüphesiyle gözaltına alınması uluslararası alanda geniş yankı uyandırdı. Bu gelişmenin ardından, İngiliz monarkını resmi devlet başkanı olarak kabul eden Avustralya cephesinden resmi bir değerlendirme geldi. The Guardian gazetesine özel açıklamalarda bulunan Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Amerika Birleşik Devletleri'nde çocuklara yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmak suçlamasıyla yargılanırken cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein ile yakın ilişkileriyle gündeme gelen eski prensin durumunu değerlendirdi. Başbakan, eski prensin gözaltına alınmasını olağanüstü bir itibar kaybı şeklinde nitelendirdi.

Yaşanan bu son gelişmelerin Avustralya'nın yönetim sistemi üzerinde herhangi bir değişikliğe neden olup olmayacağı yönündeki sorulara net yanıtlar verildi. Avustralya Başbakanı Albanese, mevcut gözaltı sürecinin ülkesinin cumhuriyet rejimine geçmesi konusunda yeni bir referandum yapılmasına zemin hazırlamayacağını açıkça belirtti. Başbakanlık ofisinden yapılan değerlendirmelerde, hükümetin mevcut siyasi takviminde veya yakın planlamalarında herhangi bir referandum hazırlığı bulunmadığına dikkat çekildi.

Hükümetin Gündeminde Yeni Bir Referandum Planı Bulunmuyor

Gözaltı krizinin etkileri tartışılırken, Başbakan Albanese İngiltere Kralı 3. Charles ve eşine duyduğu saygıyı dile getirdi. Kral ile aralarında iyi bir ilişki bulunduğunu belirten başbakan, Charles'ın Avustralya'yı çok sevdiğini ve ülkeye gerçekleştirdiği son ziyaretin oldukça olumlu geçtiğini ifade etti. Bütün bu olumlu ilişkilere rağmen başbakan, nihai aşamada Avustralya'nın kendi içinden çıkan bir devlet başkanına sahip olması gerektiği yönündeki temel düşüncesinin değişmediğini vurguladı.

Andrew Mountbatten-Windsor'un hayatı boyunca ayrıcalıklarla dolu bir yaşam sürdüğünü belirten Albanese, gözaltı kararı ve iddiaların içeriğine dair de bazı çerçeveler çizdi. Başbakan, mevcut soruşturmanın gizli belgelerle ve bu belgelerin yetkisi olmayan, uygunsuz kişilere iletilip iletilmediğiyle bağlantılı göründüğünü aktardı. Eski prens söz konusu olduğunda arka planda daha büyük sorunların yattığına işaret eden Albanese, hukuki sürecin nereye varacağını bekleyip göreceklerini sözlerine ekledi. Ayrıca, Jeffrey Epstein ile ilişkili olarak ortaya atılan iddialar kapsamında Avustralya sınırları içerisinde devam eden herhangi bir yerel soruşturma veya resmi inceleme hakkında bilgisi olmadığını kaydetti.

Jeffrey Epstein Davası ve Kraliyet Ailesindeki Ünvan İptalleri

İngiliz basını tarafından duyurulan haberlerde, Epstein ile geçmişte yakın ilişkisi bulunan eski İngiltere Prensi Andrew'un, kendisine yöneltilen kamu görevini kötüye kullanma şüphesiyle resmi olarak gözaltına alındığı bildirilmişti. Mountbatten-Windsor'un bahsi geçen kişiyle olan bağlantıları, ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan resmi dava belgelerinde açıkça yer almıştı. Dava dosyasında yer alan mağdurlardan Virginia Giuffre, henüz 17 yaşındayken o dönem prens ünvanı taşıyan Andrew ile ilişkiye girmeye zorlandığını iddia etmişti.

Kendisine yöneltilen tüm bu iddiaları kesin bir dille reddeden Mountbatten-Windsor, yaşanan sürecin Kraliyet Ailesi'ne daha fazla zarar vermesini engellemek amacıyla York Dükü dahil olmak üzere sahip olduğu tüm resmi ünvanlardan feragat etme kararı almıştı. Geçtiğimiz yılın son aylarında kamuoyu baskısının artması ve yeni mahkeme belgelerinin açıklanması neticesinde, Kral Charles tarafından alınan bir kararla kendisinin elinde kalan "Prens" ünvanı da resmi olarak geri alınmıştı.

On sekiz yaş altındaki çok sayıda kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve uluslararası bir fuhuş ağı oluşturmak suçlamalarıyla yargılanan Epstein, tutuklu bulunduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesindeki hücresinde 10 Ağustos 2019 tarihinde ölü olarak bulunmuştu. Açıklanan dava dosyalarında birçok ünlü ismin adı geçmişti. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yapılan incelemeler sonucunda, ünlü isimlerden oluşan net bir müşteri listesinin tutulduğuna dair doğrudan bir kanıta ulaşılamadığı bildirilmişti. Ayrıca, Epstein'in cinayete kurban gittiği yönündeki iddiaların aksine, hücresinde intihar ettiği resmi olarak neticelendirilmişti.

İlişkili Haber
Araştırma: Yeni bilgiler Epstein komplo teorilerini nasıl büyütüyor?

Araştırma: Yeni bilgiler Epstein komplo teorilerini nasıl büyütüyor?

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...