İstanbul'da yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları ve yoğun su tüketimi, megakente su sağlayan barajların doluluk oranlarını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Mayıs ayında yılın en yüksek seviyesine ulaşan barajlarda, yağışların azalması ve buharlaşmanın hızlanmasıyla birlikte doluluk oranı yüzde 56,63 seviyesine kadar geriledi. Meteoroloji ve iklim uzmanları, mevcut su rezervlerinin yaz mevsimi sonuna kadar yeterli olabileceğini ancak sonbahar aylarında beklenen yağışların alınamaması durumunda İstanbul'u ciddi bir su sorunu riskinin beklediği konusunda uyarıyor.
Barajlarda Su Seviyesi Hızla Düşüyor
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) güncel verilerine göre, kente su sağlayan barajlar 11 Mayıs itibarıyla yüzde 72,05 doluluk oranıyla yılın zirvesini görmüştü. Ancak kavurucu sıcakların etkisiyle bu oran hızla düşüşe geçti. Ömerli Barajı yüzde 80,03, Darlık yüzde 74,3 ve Elmalı yüzde 86,39 seviyeleriyle nispeten yüksek oranlarını korurken; kentin kritik su kaynaklarından Terkos yüzde 47,08, Büyükçekmece yüzde 40,49 ve Alibey yüzde 54,71 seviyelerine geriledi. Özellikle Sazlıdere, Istrancalar, Kazandere ve Pabuçdere barajlarında doluluk oranlarının yüzde 30'lar ve altına inmesi dikkat çekiyor. Toplam 868 milyon metreküp su biriktirme kapasitesine sahip olan kentin barajlarında şu an yaklaşık 491 milyon metreküp su bulunuyor.
"dışarıdan Su Gelmezse 5 Aylık Rezerv Kaldı"
Meteoroloji Mühendisi Güven Özdemir, barajlardaki mevcut durumun yaz aylarında olağan bir düşüş trendi sergilese de kuraklık tehlikesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. İstanbul'un günlük su tüketiminin ortalama 3,2 ila 3,8 milyon metreküp arasında değiştiğine dikkat çeken Özdemir, barajlara dışarıdan hiç su girmemesi ve Melen ile Yeşilçay havzalarından takviye yapılmaması durumunda kentin sadece 154 günlük, yani yaklaşık 5 aylık suyu kaldığını belirtti. Rüzgarların kuvvetli olması ve buharlaşma oranlarındaki artış da mevcut su kaybını hızlandıran etkenler arasında yer alıyor.
Suyun Ölü Hacmi Tehlike Yaratıyor
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer kritik nokta ise barajlardaki "ölü hacim" gerçeği. Toplam 868 milyon metreküplük kapasitenin tamamının teknik olarak kullanılamadığını, su seviyesinin dibe inmesi durumunda bu suyun çekilmesinin imkansız olduğunu belirten Özdemir, "İstanbul'un bugünkü baraj kapasitesi tam dolu olsa dahi kente 1 yıl yetecek suyumuz maalesef yok." diyerek geri dönüşüm ve su tasarrufunun ertelenemez bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Özdemir, özellikle kurumlarda ve sanayi tesislerinde atık suların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sonbahar Yağışları Belirleyici Olacak
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros da barajlardaki düşüşün sadece bugünün değil, önümüzdeki kışın su güvenliğini de doğrudan etkilediğini belirtiyor. Eylül ayından itibaren başlayacak yağış rejiminin kış mevsimine hangi rezervle girileceğini belirleyeceğini ifade eden Toros, kentin su arzını yönetirken tüketimi de bilinçli bir şekilde kısmak gerektiğine işaret ediyor.
Evlerde, iş yerlerinde ve sanayide tasarruf sağlayan uygulamaların acilen yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Toros, arıtılmış atık suların geri kazanımı ve yağmur suyu depolama sistemlerinin gelecekteki su krizlerini önlemenin en önemli formülü olduğunu belirtiyor.
