Dünya genelinde milyarlarca insanın günlük yaşamında önemli bir yer tutan poşet çaylar hakkında dikkat çekici bir bilimsel araştırma yayımlandı. Saygın bilim dergilerinden Chemosphere'de yer alan çalışmaya göre, sıcak suyla temas eden bazı çay poşetleri, içeceğin içerisine milyarlarca mikroplastik ve nanoplastik parçacık bırakıyor. Laboratuvar testlerinde elde edilen sonuçlar, bu parçacıkların insan vücudundaki hücresel yapıya kadar nüfuz edebildiğini ortaya koydu.
Polipropilen ambalajlar ilk sırada yer alıyor
Piyasada yaygın olarak satışa sunulan ve tüketiciler tarafından sıklıkla tercih edilen polipropilen, naylon ve selüloz malzemelerden üretilmiş üç farklı çay poşeti türü üzerinde detaylı analizler gerçekleştirildi. Yapılan incelemelerde, poşetlerin üretiminde kullanılan ham madde türüne göre plastik salınım oranlarının değişkenlik gösterdiği belirlendi.
Laboratuvar verilerine göre, polipropilen malzemeden üretilen çay poşetleri, mililitre başına 1,2 milyardan fazla parçacıkla en yüksek mikroplastik salınımını gerçekleştiren ambalaj türü oldu. Naylon içerikli poşetlerin milyonlarca parçacık salımıyla ikinci sırada yer aldığı testlerde, selüloz bazlı poşetlerin ise diğerlerine kıyasla daha az ancak yine de göz ardı edilemeyecek miktarda parçacık bıraktığı tespit edildi.
Parçacıklar hücre çekirdeğine kadar ulaşıyor
Araştırma heyetinde yer alan Alba García-Rodríguez, plastik salınımının temel nedenleri arasında yüksek sıcaklıktaki suyla temas, demlenme esnasındaki karıştırma işlemleri ve poşetlerin fiziksel yapısal özelliklerinin bulunduğunu ifade etti. Araştırma kapsamında, çay poşetlerinden salınan mikroplastikler kontrollü laboratuvar ortamında insan bağırsak hücrelerine maruz bırakıldı. Yapılan mikroskobik gözlemlerde, bağırsak hücrelerinin bu plastikleri emdiği ve bazı mikro parçacıkların hücresel faaliyetlerin merkezi olan hücre çekirdeğine (nükleus) kadar ilerlediği kaydedildi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Michigan Üniversitesi Çevre Sağlığı Bölümü'nden Prof. John Meeker, doğrudan insan tüketimine sunulan bir gıda maddesinde bu yoğunlukta mikro ve nanoplastik tespit edilmesinin potansiyel olarak endişe verici bir durum olduğunu dile getirdi. Columbia Üniversitesi'nden Ana Navas-Acien ise mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli ve kesin klinik etkilerinin tam olarak anlaşılabilmesi için daha kapsamlı ve geniş zamana yayılan akademik araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Biyobozunur ürünlerde de nanoplastik riski var
Yürütülen çalışmada, kamuoyunda çevre dostu veya "biyobozunur" olarak nitelendirilen polilaktik asit bazlı çay poşetleri de mercek altına alındı. Elde edilen bulgular, doğada hızlı çözünmesi için tasarlanan bu organik yapıların, sıcak suyla reaksiyona girdiğinde standart plastiklere oranla daha yüksek miktarda nanoplastik salınımı gerçekleştirdiğini gösterdi. Uzmanlar; ahşap, selüloz ve mısır nişastası gibi doğal içerikli alternatiflerde bile üretim ve paketleme aşamalarında kontaminasyon (bulaşma) riskinin bulunabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlardan poşet çay yerine açık çay tavsiyesi
Bilim insanları ve çevre sağlığı uzmanları, çay tüketimi esnasında mikroplastik maruziyetini tamamen ortadan kaldırmak adına poşet çay yerine geleneksel açık çay kullanımına dönülmesini öneriyor. Demleme sürecinde ise plastik süzgeçler yerine paslanmaz çelik süzgeçlerin veya yeniden kullanılabilir nitelikteki sağlıklı filtrelerin tercih edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca günlük yaşamda plastik ambalajlı gıda ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durulması ve gıdaların cam saklama kaplarında muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor.
