Pasifik Okyanusu'nda Avustralya ile Hawaii arasında yer alan küçük ada ülkesi Tuvalu, küresel ısınma ve iklim krizinin en ağır sonuçlarından biriyle yüzleşiyor. Yükselen deniz seviyeleri nedeniyle topraklarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya olan ülkede, dünya tarihinin tüm nüfusu kapsayan ilk planlı göç dalgası için resmi süreçler işlemeye başladı. Bilimsel veriler, yaklaşık 11 bin kişinin yaşadığı dokuz mercan adasından oluşan bu egemen devletin, yüzyılın ortasına kadar büyük ölçüde sular altında kalacağını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Deniz seviyesi küresel ortalamanın üzerinde yükseliyor
Toplamda sadece 26 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan Tuvalu'nun ana adası Funafuti, deniz seviyesinden yalnızca 50 santimetre yüksekte bulunuyor. Bu coğrafi dezavantaj, bölgeyi sıradan gelgit hareketlerinde ve orta şiddetli doğa olaylarında dahi ciddi su baskınlarına maruz bırakıyor. Uzmanların son 30 yıllık araştırmalarına göre, Tuvalu çevresindeki okyanus suyu seviyesi tam 15 santimetre arttı. Bu oran, küresel deniz seviyesi artış ortalamasının yaklaşık bir buçuk katına denk geliyor. İklim bilimciler, mevcut ısınma eğiliminin devam etmesi halinde 2050 yılına gelindiğinde ülke topraklarının yarısının yaşanmaz hale geleceğini, 2100 yılında ise Tuvalu'nun yüzde 95'inin sular altında kalacağını tahmin ediyor.
Nüfusun yüzde 82'si tahliye için sıraya girdi
Sınırları içinde sığınabilecekleri yüksek rakımlı bir bölge bulunmayan Tuvalu halkı için tahliye ve göç, hayatta kalmanın tek yolu haline geldi. Bu doğrultuda Tuvalu hükümeti, 2023 yılında bölgenin güçlü ülkesi Avustralya ile tarihi bir adım atarak "Falepili Birlik Antlaşması" adlı protokolü imzaladı. İki ülke arasındaki dayanışmayı temel alan bu anlaşma, her yıl belirli sayıda Tuvalu vatandaşına Avustralya'da kalıcı oturum ve çalışma hakkı sunuyor. Temmuz 2026 itibarıyla açıklanan güncel resmi verilere göre, 8 bin 700'den fazla kişi, yani mevcut ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 82'si bu haktan yararlanarak göç etmek üzere resmi mercilere başvurusunu tamamladı.
Ülkenin hafızası sanal ulusal müzeyle korunacak
Fiziki toprak kaybı, beraberinde yüzyıllara dayanan bir kültürel birikimin de yok olması tehdidini getiriyor. Bu durumun önüne geçmek isteyen Tuvalulu yetkililer, halkın dilini, geleneksel müziğini, sözlü tarihini ve yaşam pratiklerini geleceğe taşımak için kapsamlı bir teknoloji hamlesi yürütüyor. Ülkenin tüm kültürel mirası, oluşturulan sanal ulusal müze sistemiyle dijitalleştirilerek güvence altına alınıyor. "Dijital ulus" vizyonuyla hayata geçirilen bu proje sayesinde, adalar fiziki olarak tamamen sular altında kalsa bile Tuvalu'nun ulusal kimliğinin ve toplumsal hafızasının teknolojik altyapılar üzerinde varlığını sürdürmesi hedefleniyor.
