Goldman Sachs, Türkiye ekonomisinin gelecekteki seyri ve para politikalarına dair kapsamlı bir değerlendirme raporu yayımladı. Hazırlanan çalışmada, ekonomi yönetiminin son dönemde odaklandığı dezenflasyon sürecinden ziyade dış dengede istikrar sağlamaya öncelik verebileceği ifade edildi. Bu strateji doğrultusunda, Türk lirası üzerindeki kontrollü değer kaybının dış pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla hızlandırılabileceği belirtiliyor.
TL'nin dolar karşısındaki seyri ve faiz beklentisi
Uluslararası bankanın uzman ekonomistlerinden Clemens Grafe ve Başak Edizgil tarafından kaleme alınan raporda, kur politikalarına dair çarpıcı öngörüler yer aldı. Analistlere göre, Türk lirası dolar karşısında yıllıklandırılmış olarak yüzde 20'li seviyelerin ortalarında bir değer kaybı yaşayabilir. Uzmanlar, bu senaryonun enflasyonun düşüş hızını yavaşlatma riski taşıdığını ancak ihracatın desteklenmesi için gerekli görülebileceğini belirtiyor. Finansal istikrarın, piyasadaki mevcut ters dolarizasyon eğiliminin korunmasına bağlı olduğu hatırlatılırken, kurda yaşanacak daha hızlı bir değer kaybının, faiz oranlarının piyasaların şu anki fiyatlamasından daha yüksek kalmasını zorunlu kılacağı vurgulanıyor.
Rekabet gücü kaybı ve cari açık endişesi
Türkiye'nin mevcut ekonomi programı, enflasyon baskılarını sınırlamak amacıyla yerel para biriminin reel olarak değer kazanması temeline dayanıyor. Ancak rapora göre, bu uygulamanın getirdiği rekabet gücü kaybı ihracat performansını sınırlandırarak cari açık üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor. Türkiye'nin reel ihracatı son yıllarda büyük ölçüde yatay bir seyir izlerken, geçen yılın ikinci yarısından itibaren başlayan düşüş trendi dış dengedeki bozulmayı hızlandırdı. Uzmanlar, ara malı ihracatında Çin'e, tüketim mallarında ise Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine karşı pazar payı kaybedildiğine dikkat çekiyor. Savunma sanayisi ve sermaye malları ihracatındaki büyümenin ise bu açığı tek başına kapatmaya yetmediği ifade ediliyor.
Merkez Bankası'nın adımları yakından takip ediliyor
Raporda yer alan öngörülere göre, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde Türkiye'nin cari açığının 2026 yılı itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,5'ine, yani yaklaşık 60 milyar dolar seviyesine yükselmesi bekleniyor. Ekonomistler, Türkiye'deki ekonomi yönetiminin bu risklerin tamamen farkında olduğunu ve hamlelerini bu çerçevede şekillendireceğini değerlendiriyor. Türk lirasının bu yıl dolar karşısında yaşadığı yüzde 9'luk değer kaybı ve haziran ayında yüzde 32,1 olarak gerçekleşen yıllık enflasyon verileri göz önüne alındığında, gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu'nun yapacağı toplantıya çevrildi. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde bulunduğu bir ortamda, Merkez Bankası'nın vereceği mesajlar hem iç piyasalar hem de küresel yatırımcılar açısından belirleyici bir rol üstlenecek.

