Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalar ve bölgesel gerilimlerin gölgesinde, Türkiye ekonomisinin gidişatına dair önemli bir değerlendirme uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings'ten geldi. Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales, geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin kredi notunu "BB-" ve not görünümünü "durağan" olarak teyit etmelerinin ardından ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. Morales, uygulanan kararlı ekonomi politikalarının ve bankacılık sektörünün piyasalardaki jeopolitik belirsizliklere karşı Türkiye için önemli bir kalkan oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye ekonomisi küresel şoklara karşı dayanıklı
Orta Doğu'da devam eden çatışmaların ve artan jeopolitik risklerin gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı yarattığını belirten Morales, bu sürecin enflasyon ve dış dengeler açısından uluslararası zorluklar barındırdığını dile getirdi. Buna rağmen Türkiye ekonomisinin uzun vadede makroekonomik dengesizlikler karşısında dirençli kaldığını vurgulayan Morales, uluslararası rezervlerde savaş öncesi seviyelere henüz tam olarak ulaşılamamış olsa da toparlanma eğiliminin sürdüğünü kaydetti. Yetkililerin enflasyonu düşürme programına olan sıkı bağlılığının ise piyasalara ve yatırımcılara güven verdiğinin altını çizdi.
Not artışı için kalıcı rezerv iyileşmesi şart
Kredi notunda olası bir yukarı yönlü revizyon için kurum olarak hangi şartları izlediklerine de değinen Morales, en temel kriterin uluslararası rezervlerdeki iyileşmenin kalıcı hale gelmesi olduğunu belirtti. Türkiye'nin dış finansman ihtiyaçlarının nispeten yüksek olduğuna dikkat çeken kıdemli direktör, yıl sonu itibarıyla rezervlerin mevcut seviyelerin üzerine çıkmasını beklediklerini ifade etti. Enflasyondaki düşüşü destekleyecek sıkı para politikası adımlarının sürdürülmesinin, ödemeler dengesi risklerini azaltarak olası bir not artışına zemin hazırlayacağı belirtildi.
Güçlü bankacılık sektörü dış finansmana erişimi kolaylaştırıyor
Türkiye'nin ekonomik esnekliğini sağlayan dinamiklere de değinen Fitch Ratings yetkilisi, bankacılık sektörünün sağlıklı yapısına ve güçlü sermaye rasyolarına dikkat çekti. Bankaların dış finansmana erişim kapasitesinin yüksek olmasının, ekonomiyi şoklara karşı koruyan önemli bir tampon işlevi gördüğü belirtildi. Bununla birlikte, reel faiz oranlarının Türk Lirası cinsinden varlıkları yatırımcı için cazip kıldığını ve piyasadaki pozitif dolarizasyon eğilimini yüzde 38 seviyelerinde istikrarlı tuttuğunu, bu durumun makroekonomik istikrarı desteklediğini vurguladı.
2026 yıl sonunda faiz indirimi beklentisi
Piyasaların ve iş dünyasının yakından takip ettiği Merkez Bankası'nın olası faiz kararlarına ilişkin öngörülerini de paylaşan Morales, para politikasındaki gevşeme adımları için jeopolitik risklerin azalması ve enerji fiyatlarındaki düşüş eğiliminin belirleyici olacağını söyledi. Bu senaryolar ışığında yılın ilerleyen dönemlerinde para politikasında gevşeme beklediklerini belirten Morales, Merkez Bankası'nın toplamda 200 baz puanlık bir indirim gerçekleştirerek politika faizini 2026 yılı sonunda yüzde 35 seviyesine çekeceği tahmininde bulundu.

