İşgal altındaki Batı Şeria'da kutsal mekanların statüsü ve bölgedeki sivil yönetim yetkileri üzerinden yeni bir kriz patlak verdi. İsrail Aşırı Sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Filistin idaresindeki El Halil (Hebron) kentinde yer alan ve Müslümanlar ile Yahudiler tarafından ortak kutsal mekan kabul edilen İbrahimi Camii çevresindeki planlama ve inşaat yetkilerinin tamamen İsrail makamlarına devredildiğini açıkladı. Bu hamle, 1990'lı yıllardan beri yürürlükte olan ve kentin sivil idaresini Filistin otoritelerine bırakan uluslararası mutabakatların tek taraflı olarak ihlal edilmesi anlamına geliyor.
Tarihi El Halil Anlaşması Kısmen İptal Edildi
1997 yılında imzalanan El Halil Anlaşması uyarınca, kentin tarihi ve dini merkezleri de dahil olmak üzere imar, planlama ve inşaat faaliyetlerinin yürütülmesi yetkisi Filistin belediyesine ve yerel makamlarına bırakılmıştı. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Filistin Kültür Mirası listesinde koruma altında tutulan El Halil'in Eski Şehir bölgesinde, on binlerce Filistinlinin arasında İsrail güvenlik koruması altında yaşayan yüzlerce Yahudi yerleşimci bulunuyor.
Yeni bir Yahudi yerleşim yerinin açılış töreninde konuşan Maliye Bakanı Smotrich, kararnameyi imzaladığını belirterek, bu adımı Batı Şeria'daki "İsrail egemenliğini derinleştirecek tarihi bir aşama" olarak nitelendirildi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ofisinden yapılan resmi açıklamada ise kararın El Halil kentinin siyasi ve hukuki statüsüne doğrudan bir tecavüz olduğu, uluslararası hukukun açıkça çiğnendiği ifade edildi. İbrahimi Camii, İslam inancında Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakub ve eşlerinin kabirlerine ev sahipliği yapması nedeniyle İslam dünyası için en mukaddes mabetlerden biri olarak kabul ediliyor.
Batı Şeria'da Yerleşim Alanları Genişletiliyor
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu liderliğindeki güvenlik kabinesi, yılın ilk aylarında aldığı kararlarla Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin toprak satın almasını kolaylaştıran ve İsrail makamlarının bölgedeki yaptırım gücünü artıran birtakım yasal düzenlemeleri onaylamıştı. Gelecekte kurulması planlanan bağımsız bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü zedeleyen bu genişleme politikaları, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler tarafından barış sürecinin önündeki en büyük engel olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası arenadan gelebilecek olası diplomatik yaptırım ve eleştirilerin önünü kesmek isteyen İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bir açıklama yayınlayarak, 1997 tarihli anlaşmanın tamamen iptal edilmediğini iddia etti. Bakanlık, kararın sadece Yahudi yerleşim bölgeleri ve ortak kutsal mekanların çevresindeki sivil düzenlemeleri kapsadığını öne sürerek, Filistinli El Halil Belediyesi'nin altyapı projelerinde iş birliğine yanaşmamasını gerekçe gösterdi. Yerel kaynaklar, yetki devrinin ardından bölgedeki demografik yapıyı değiştirecek yeni inşaat faaliyetlerinin hız kazanmasından endişe ediyor.
