Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu eksenli diplomatik gelişmelerin ardından son ayların en hareketli günlerinden birini geçiriyor. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında süregelen gerilimin barışçıl yollarla çözüme kavuşturulacağına ve küresel petrol ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasiteyle açılacağına yönelik küresel beklentiler, petrol fiyatlarında keskin bir geri çekilmeye yol açtı. Yatırımcıların ve fon yöneticilerinin arz endişelerinin hafiflemesiyle birlikte ham petrol fiyatları yüzde 5’in üzerinde değer kaybederek son üç ayın en düşük seviyesine kadar geriledi.
Fiyatlar Son Üç Ayın En Düşük Seviyesinde
Uluslararası piyasalarda işlem gören Brent petrolün varil fiyatı, gün içinde 4,25 dolar (yüzde 5,1) azalarak 78,92 dolar seviyesine kadar çekildi. Böylelikle Brent petrol, mart ayının başından bu yana en düşük kapanış seviyesine yönelmiş oldu. ABD hafif petrolü olarak bilinen Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı ise 4,80 dolar (yüzde 5,9) kayıpla 75,95 dolara kadar indi. ABD yönetiminin, varılan geçici mutabakat kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışına derhal izin vereceğine yönelik uluslararası basında yer alan raporlar, fiyatlardaki düşüş eğilimini daha da hızlandırdı.
Gelişmelerin ardından Goldman Sachs, Morgan Stanley ve Citi gibi dünyanın önde gelen yatırım bankaları, yılın geri kalanına ilişkin petrol fiyat öngörülerini aşağı yönlü revize etmeye başladı. Enerji analistleri, geçici anlaşmanın Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatları rahatlatacağını belirtirken, finansal tazminatlar ve yaptırımların tamamen kaldırılması gibi karmaşık teknik detayların çözülmesinin ise zaman alabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bilindiği üzere, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si bu stratejik boğaz üzerinden taşınıyor.
Küresel Ekonomideki Diğer Faktörler Piyasayı Baskılıyor
Petrol fiyatlarındaki düşüş sadece Orta Doğu’daki diplomatik gelişmelerle sınırlı kalmıyor; küresel ekonomideki diğer makroekonomik veriler de fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin’de sanayi ve üretim verilerinin mayıs ayında dengesiz bir seyir izlemesi ve rafineri üretiminin son dört yılın en düşük seviyesine gerilemesi, küresel talep noktasında soru işaretleri yaratıyor.
Diğer yandan, küresel enflasyon riskleri ve merkez bankalarının para politikaları da yakından takip ediliyor. Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz artırım kararı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yüksek enflasyon endişeleri nedeniyle faiz oranlarını yıl sonuna kadar mevcut yüksek seviyelerde sabit tutacağı beklentisi, ekonomik büyümeyi ve dolayısıyla enerji tüketimini sınırlayabilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Ayrıca Ukrayna’daki gerilimin azaltılmasına yönelik uluslararası barış çağrıları ve olası bir uzlaşma durumunda Rusya'ya yönelik bazı enerji yaptırımlarının kaldırılabileceği ihtimali de arz yönlü rahatlama senaryolarını destekliyor.
Gözler Stok Raporlarına Çevrildi
Fiyatlardaki bu sert dalgalanmanın ardından enerji sektörü, ABD’den gelecek haftalık resmi stok verilerine kilitlendi. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) ve ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) tarafından açıklanacak olan depolama raporları piyasaların kısa vadeli yönü açısından kritik önem taşıyor.
Piyasa uzmanları, 12 Haziran ile biten haftada ham petrol stoklarından yaklaşık 4,5 milyon varillik bir çekilme yaşanmış olabileceğini tahmin ediyor. Eğer bu öngörüler gerçekleşirse, enerji firmaları üst üste sekizinci haftada da stoklardan kullanım yapmış olacak. Sektör temsilcileri, diplomatik gelişmeler ile fiziki stok durumunun önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarındaki dengelenme noktasında belirleyici olacağını vurguluyor.
