Piyasa verileri yükleniyor...
ABD ve İran arasındaki barış anlaşmasının detayları belli oldu: 300 Milyar dolarlık dev fon

ABD ile İran arasında varılan geçici mutabakat çerçevesinde, İran ekonomisini canlandırmak amacıyla 300 milyar dolarlık devasa bir özel yatırım fonu kurulacağı açıklandı. Yarısından fazlasının şimdiden taahhüt edildiği belirtilen bu dev fon, cuma günü imzalanacak resmi anlaşma öncesinde iki ülke arasındaki barış sürecinin en önemli ekonomik teşviki olarak değerlendiriliyor.

HABERIN DEVAMI

Küresel diplomasi ve finans koridorlarında tarihi bir gelişmenin ayrıntıları gün yüzüne çıktı. ABD ve İsrail kuvvetlerinin geçtiğimiz şubat ayında İran topraklarına yönelik başlattığı askeri harekatla tırmanan Orta Doğu'daki savaş sürecinde, geçtiğimiz günlerde tarafların barış mutabakatına vardığı duyurulmuştu. Küresel petrol ve gaz ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasiteyle ticarete açılmasını ve İran'a yönelik ablukanın kaldırılmasını içeren bu tarihi çerçeve anlaşmasının arkasında, devasa bir ekonomik paket olduğu belirtildi.

Savaş Tazminatı Yerine Özel Yatırım Aracı

Anlaşmanın detaylarına doğrudan vakıf olan uluslararası kaynaklardan edinilen bilgilere göre, cuma günü Washington ve Tahran yönetimleri arasında imzalanacak memorandum kapsamında, İran'da yatırımları tetiklemek amacıyla 300 milyar dolar büyüklüğünde bir özel fon kurulması kararlaştırıldı. Tahran yönetiminin başlangıçta savaş zararlarının karşılanması amacıyla ABD'den 400 milyar dolarlık bir tazminat talep ettiği ancak Washington'ın kamu bütçesinden doğrudan hibe veya tazminat ödemeyi reddettiği aktarıldı. Bu tıkanıklığın aşılması amacıyla, tarafların uzlaşmasıyla Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu adı altında tamamen özel sermayeye dayalı bir finansal mekanizma formüle edildi.

Söz konusu fonun, devlet bütçelerinden ya da resmi hibelerden oluşmayacağı, tamamen uluslararası şirketlerin katılımıyla yürütülecek bir özel yatırım aracı olacağı vurgulandı. Fona ABD, Körfez Arap ülkeleri, Asya, Güney Amerika ve Afrika merkezli çok uluslu şirketlerin şimdiden onay verdiği ve 300 milyar dolarlık toplam bütçenin yarısından fazlasının protokol aşamasında taahhüt edildiği bildirildi. Yatırımların enerji, lojistik, imalat, altyapı ve taşımacılık sektörlerine yoğunlaşacağı; savaşta hasar gören Mobarakeh Çelik tesisi, petrol rafine merkezleri ve havalimanlarının bu fon aracılığıyla öncelikli olarak finanse edileceği ifade edildi.

40 Yıllık Finansal İzolasyonun Sonu

Orta Doğu'nun en büyük ve en köklü ekonomilerinden biri olan İran, son kırk yıldır ABD ve uluslararası toplum tarafından uygulanan ağır ekonomik yaptırımlar nedeniyle küresel sermaye piyasalarından tamamen izole edilmiş durumdaydı. Ülkeye bu süreçte neredeyse hiçbir önemli doğrudan yabancı yatırım girişi gerçekleştirilememişti.

Oysa İran, dünyadaki en büyük ikinci kanıtlanmış doğal gaz rezervlerine ve en büyük dördüncü kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmasıyla biliniyor. Bunun yanı sıra 92 milyonu aşan genç ve eğitimli nüfusu, gelişmiş sanayi altyapısı, petrokimya, madencilik, turizm ve tarım dikeyindeki yüksek potansiyeliyle uluslararası yatırımcılar için bakir bir pazar niteliği taşıyor. Kurulacak bu yeni yatırım fonunun, ABD yaptırımlarının kaldırılması ve İran'ın yurt dışında dondurulan egemen varlıklarının serbest bırakılmasına yönelik yürütülen paralel müzakere takviminden tamamen bağımsız, farklı bir finansal mekanizma olarak işletileceği kaydedildi.

60 Günlük Kritik Yol Haritası

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu'nun resmi olarak kurulması ve operasyonel hale gelmesi, tarafların nihai barış anlaşmasını imzalamasının ardından gerçekleşecek. Cuma günü imzalanacak olan iyi niyet memorandumunun, önümüzdeki 60 günlük süreçte yürütülecek teknik ve diplomatik müzakerelerin çerçevesini oluşturacağı belirtildi. Bu 60 günlük zaman zarfında fon yöneticileri, İranlı yetkililer ve küresel yatırımcılarla bir araya gelerek projelerin kapsamını ve yasal altyapısını belirleyecek.

Süreçle ilgili olarak ABD yönetiminden yapılan açıklamalarda, İran'ın bu 300 milyar dolarlık devasa fona ve uluslararası sermayeye erişebilmesinin belirli şartlara bağlı olduğu hatırlatıldı. Tahran yönetiminin bu süreçte nükleer programını tamamen sonlandırması, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını tasfiye etmesi ve uluslararası atom enerjisi kurumlarının çok sıkı bir denetim ve yaptırım rejimini kabul etmesi gerektiği, aksi takdirde fonun işlerlik kazanmayacağı ifade edildi. Fonun yönetim kurulunda Güney Kore, Japonya, Singapur, Malezya ve ABD'li dev şirketlerin yer alacağı, 60 günlük süreçte nükleer, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik başlıklarında çoklu müzakere süreçlerinin işletileceği bildirildi.

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...