Beyin anevrizmalarının toplumda düşünüldüğünden daha sık görüldüğü belirtiliyor. Uzmanlara göre her 20–30 kişiden birinde beyin anevrizması bulunabiliyor. Anevrizmanın yırtılması durumunda ise beyin kanaması gelişiyor ve bu tablo hayati risk taşıyor.
Anevrizmaya bağlı beyin kanaması riski; anevrizmanın boyutuna ve yerleşim yerine göre değişiklik gösteriyor. Anevrizması olan hastalarda yıllık kanama riskinin binde 5 ile binde 10 arasında olduğu, çap büyüdükçe riskin arttığı ifade ediliyor. Özellikle “dev anevrizma” olarak tanımlanan büyük çaplı baloncuklarda kanama riskinin yüzde 6’lara kadar yükselebildiği belirtiliyor.
Yırtılma Durumunda Tablo Ağırlaşıyor
Beyin anevrizmasının yırtılması halinde ortaya çıkan kanamanın son derece ağır seyrettiği vurgulanıyor. Bu tür kanamalarda ölüm oranının yüzde 30 ila yüzde 50 arasında değişebildiği bildiriliyor. Bu nedenle beyin anevrizmaları, erken tanı ve takip açısından büyük önem taşıyor.
Birçok anevrizma herhangi bir belirti vermeden, başka bir nedenle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanabiliyor. Belirti görüldüğünde ise en sık şikayetler arasında baş ağrısı, çift görme, göz kapağında düşüklük, yüz veya göz çevresinde uyuşma ya da ağrı yer alıyor.
Tanı İleri Görüntüleme Yöntemleriyle Konuluyor
Beyin anevrizmasının tanısında MR anjiyografi, BT anjiyografi ve gerektiğinde Dijital Subtraksiyon Anjiyografi (DSA) gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Bu tekniklerle yüksek doğruluk oranıyla tanı konulabiliyor.
Tedavi seçenekleri arasında açık cerrahi yöntemler ve anjiyografi yoluyla uygulanan endovasküler tedaviler bulunuyor. Günümüzde en sık tercih edilen yaklaşımın endovasküler yöntemler olduğu belirtiliyor. Özel iplikçikler ve beyin damarlarına uygun stentler kullanılarak yapılan bu işlemler sayesinde daha kısa hastanede yatış süresi ve yüksek teknik başarı sağlanabiliyor.
Risk Grubundakiler İçin Tarama Önerisi
Sigara kullananlar, ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar ve yüksek tansiyonu olan bireylerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Anevrizma tanısı konulan hastalarda, uygun şartlar oluştuğunda kanama gelişmeden tedavi planlanmasının hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.
Bazı anevrizmalarda tanı anında müdahale önerilirken, daha küçük ve nispeten düşük riskli görülen vakalarda düzenli takip yeterli olabiliyor. Tedavi ya da izlem kararı; anevrizmanın boyutu, şekli ve yerleşimine göre belirleniyor.

