Piyasa verileri yükleniyor...
Araştırma: DEHB'li kadınlar menopoz geçiş dönemini daha zorlu yaşıyor
Yeni araştırma, DEHB'li kadınların perimenopoz belirtilerini daha yoğun ve 35-39 yaşlarında yaşamaya başladığını ortaya koydu. Östrojen ve stres faktörleri süreci etkiliyor.
HABERIN DEVAMI

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), genellikle dikkat dağınıklığı, aktivite modellerindeki değişiklikler ve duygusal düzenleme sorunları ile ilişkilendirilen bir durum olarak bilinir. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, bu nörolojik durumun etkilerinin basit davranış değişikliklerinin çok ötesine geçtiğini gösteriyor. 2025 yılında yapılan kapsamlı bir çalışma, DEHB tanısı almış kadınların, bu tanıya sahip olmayanlara kıyasla perimenopoz (menopoz öncesi geçiş dönemi) semptomlarını çok daha şiddetli ve hayatlarının daha erken evrelerinde yaşadığını ortaya koydu.

Araştırma verileri, DEHB'li kadınların perimenopoz semptomlarını yaşama olasılığının, DEHB'li olmayan kadınlara göre neredeyse iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor (Yüzde 54'e karşı yüzde 30). Bu süreçte kadınların yüzde 59'u anksiyete, depresif ruh hali, sinirlilik ve yorgunluk gibi psikolojik semptomlar ile mücadele ediyor. Sıcak basması, baş ağrısı veya çarpıntı gibi fiziksel belirtiler ise DEHB'li kadınların yüzde 30'unda görülürken, bu oran diğer grupta sadece yüzde 14 seviyesinde kalıyor.

Semptomlar 30'lu Yaşlarda Başlıyor

Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri de semptomların başlama yaşıyla ilgili. DEHB'li olmayan kadınlar genellikle semptomların zirvesini 45 yaş civarında yaşarken, DEHB'li kadınlar bu süreci çok daha erken, 35-39 yaş aralığında deneyimliyor. Bu durum, 'Neden DEHB'li kadınlar perimenopozdan daha fazla etkileniyor ve semptomları neden daha şiddetli?' sorularını gündeme getiriyor.

Uzmanlar, bu durumu açıklarken anksiyete ve sosyo-ekonomik statü gibi risk faktörlerine dikkat çekiyor. DEHB'li bireylerin genel popülasyona göre daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları ve finansal zorluklar yaşama risklerinin daha yüksek olduğu biliniyor. DEHB ile yaşamanın getirdiği kronik stres, bu kadınlarda perimenopoz riskinin artmasının temel nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Östrojen Seviyesi ve DEHB İlişkisi

Semptomların yoğunluğu ise farklı bir biyolojik kökene dayanıyor. Araştırmalar, östrojen hormonunun DEHB semptomlarını modüle etmede kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Östrojen seviyeleri düştüğünde, DEHB semptomları daha yoğun ve yönetilmesi zor hale geliyor. Bu nedenle DEHB'li kadınlar, adet öncesi disforik bozukluk (PMDD) ve döngüye bağlı diğer sorunlar açısından daha yüksek risk grubunda yer alıyor.

Perimenopoz sırasında tam olarak bu hormonal düşüş yaşanıyor. Bu da DEHB'li kadınların sadece 'normal' perimenopoz semptomlarıyla ve artan kaygıyla baş etmekle kalmayıp, aynı zamanda daha şiddetli hale gelen DEHB semptomlarıyla da mücadele etmesi anlamına geliyor. Bu durum, kaygı düzeylerini daha da artıran bir kısır döngü yaratıyor.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Etkisi

Çalışma ayrıca, DEHB'li kadınların yaşam boyu Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) semptomlarına sahip olma oranının daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Bu karıştırıcı faktör hesaba katıldığında, TSSB'si olmayan DEHB'li kadınların da perimenopoz riskinin yüksek olduğu görülse de, TSSB'nin olmaması riskleri ve semptom yoğunluğunu azaltıyor.

Elde edilen bulgular, DEHB'li kadınlar için bu kritik yaşam evresini yönetmenin bir yolunun, kronik stresi ve vücuttaki enflamatuar tepkileri azaltmaya yönelik müdahalelere odaklanmak olabileceğini gösteriyor. Araştırma, DEHB'nin hayatın tüm alanlarını nasıl etkilediğinin anlaşılmasının önemini vurgularken, yıllarca destek alamadan mücadele eden kadınlar için hayatı kolaylaştırabilecek müdahalelere ışık tutuyor.

İlişkili Haber
Araştırma: Akdeniz diyeti felç riskini ciddi oranda düşürüyor

Araştırma: Akdeniz diyeti felç riskini ciddi oranda düşürüyor

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...