Modern yaşamın hızına ayak uydurmaya çalışırken, beslenme alışkanlıklarımız da giderek daha sağlıksız bir hal alıyor. 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası dolayısıyla önemli uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, fazla tuz tüketiminin yalnızca damak tadı ile ilgili bir durum olmadığını, uzun vadede halk sağlığını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlıklı bir yaşam için günlük tuz tüketiminin maksimum 5 gram, yani yaklaşık bir çay kaşığı ile sınırlandırılmasını tavsiye ediyor. Ancak kültürel yeme alışkanlıklarımız ve işlenmiş gıdaların hayatımıza girmesiyle birlikte Türkiye, tuzu en çok seven ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Uzmanlara göre, ülkemizde kişi başı ortalama günlük tuz tüketimi 15 ila 19 gram seviyelerine kadar çıkabiliyor. Bu durum, kalp-damar sistemi hastalıkları ve böbrek yetmezliği vakalarındaki artışın en temel nedenleri arasında gösteriliyor.
BÖBREKLERİ ZORLUYOR
Aşırı sodyum alımının vücuttaki ilk belirgin etkileri genellikle ödem ve tansiyon dalgalanmaları olarak ortaya çıkıyor. Dr. Emine Dündar, vücutta fazla sodyum birikmesinin suyu tutma eğilimi yarattığını belirterek şu bilgileri paylaştı:
Sodyum, damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik, yani ödem ortaya çıkar. Gün içinde artan ve akşam saatlerinde belirginleşen bu şişlikler hafife alınmamalıdır. Sürekli tekrar eden ödem şikayetlerinin mutlaka bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi hayati önem taşır.
SOFRADAKİ ASIL TEHLİKE: 'GİZLİ TUZ' NEDİR?
Birçok kişi yemeğine ilave tuz atmadığı için sağlıklı beslendiğini düşünse de, asıl tehlike gıdaların üretim aşamasında eklenen "gizli tuz"dan kaynaklanıyor. Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar, salçalar ve şarküteri ürünleri en yoğun gizli tuz barındıran gıdalar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, market alışverişlerinde ürün etiketlerinin mutlaka okunması gerektiğini hatırlatıyor. Yemeklerde tuzu azaltma sürecinde damak tadının alışmasını kolaylaştırmak için; limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatların doğal lezzet artırıcı olarak kullanılması öneriliyor. Evde yemek hazırlama alışkanlığının kazanılması da günlük sodyum alımını ciddi oranda düşürüyor.
FAZLA TUZ TÜKETİMİNİN VÜCUDUMUZA 7 BÜYÜK ZARARI
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, kontrolsüz ve yüksek tuz tüketiminin insan vücudunda yarattığı 7 kritik tahribatı şu şekilde sıralıyor:
Yüksek Tansiyon: Damar içi basıncını tehlikeli seviyelere çıkararak kronik hipertansiyona yol açar.
Kalp Hastalıkları: Kalbin çalışma yükünü artırır; kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini doğrudan yükseltir.
Böbrek Hasarı: Böbreklerin süzme fonksiyonlarını bozar, protein kaçağına ve ilerleyen aşamalarda kronik böbrek yetmezliğine zemin hazırlar.
Felç Riski: Beyin damarlarında oluşan yüksek basınç ve hasar nedeniyle inme (felç) riskini artırır.
Ödem: Vücutta sıvı dengesini bozarak dokularda kronik şişliklere neden olur.
Kemik Kaybı (Osteoporoz): İdrarla kalsiyum atılımını hızlandırarak kemik erimesini tetikler ve kemik sağlığını olumsuz etkiler.
Mide Hastalıkları: Mide mukozasını tahriş ederek gastrit, ülser ve çeşitli mide hastalıklarına karşı vücudu savunmasız bırakır.
Gelecek nesillerin sağlığını korumak ve toplumdaki kronik hastalık yükünü hafifletmek adına, tuz tüketimi konusunda bireysel farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.
