Türk televizyon ve sinema dünyasının sevilen isimlerinden Tuba Büyüküstün, katıldığı bir televizyon programında özel hayatına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kendisi gibi oyuncu ve yönetmen olan Onur Saylak ile 2017 yılında sonlandırdığı evliliği hakkında konuşan Büyüküstün, bu ayrılık sürecinin hayatındaki en zorlu dönem olduğunu ifade etti. Başarılı oyuncu, boşanma kararının ardından yaşadığı ruhsal süreçleri, annelik sorumluluklarını ve uzun süre ekranlardan uzak kalmasının asıl nedenlerini izleyicilerle paylaştı.
Hayatımın en zor dönemiydi
Onur Saylak ile altı yıllık evliliklerini sonlandıran Tuba Büyüküstün, ikiz kızlarının bu süreçten olumsuz etkilenmemesi için büyük bir çaba sarf ettiğini dile getirdi. Ünlü oyuncu, boşanmanın hiçbir zaman kolay bir karar olmadığını belirterek bu dönemi nasıl geçirdiğini anlattı. Çocuklarının yanında olması gerektiği için üç dört yıl boyunca hiçbir projede yer almadığını söyleyen Büyüküstün, "Herkes bana 'Nasıl yani, sen dört sene çalışmadın mı?' diye soruyordu. Evet, çalışmadım; o zaman hayatımın en zor dönemiydi." sözleriyle yaşadığı zorlukları aktardı. Milyonlarca insanın gözü önünde özel hayatını yaşamanın ve asılsız fikirlere maruz kalmanın son derece yıpratıcı olduğuna dikkat çeken başarılı isim, koruması gereken değerler olduğu için dış dünyaya kapılarını kapattığını vurguladı.
Saçlarını kesmesinin altında yatan sır
Tuba Büyüküstün, 2015 yılında uzun saçlarını aniden kısacık kestirerek sevenlerini şaşırtmıştı. Yıllar sonra bu radikal değişikliğin estetik bir kaygıdan ziyade ruhsal bir arınma ihtiyacından kaynaklandığını açıkladı. Saçların insanlık tarihi boyunca önemli bir yere sahip olduğunu ve anı biriktirdiğini öğrendiğini belirten oyuncu, saçlarını kesmesinin ardındaki felsefeyi paylaştı. Saçların sinir sisteminin bir uzantısı olarak kabul edildiğini belirten Büyüküstün, "Saç kapatmak, dışarıdan alacağımız kötü enerjiden korunmamızı sağlıyor. Bir anlamda saçı kesmek, bazı fazlalıkları atmak demektir. Artık oralarda biriken bilgilerin biraz gitmesi gerektiğini hissettiğim bir dönemdi." ifadelerini kullandı.
Güzellik algısına yönelik önyargılar
Programda dış görünüşü ve kendisine yapılan iltifatlar hakkında da konuşan Tuba Büyüküstün, "güzel" kelimesiyle çocukluk yıllarında başlayan sorunlu bir ilişkisi olduğunu anlattı. Anaokulu öğretmeninin kendisine yönelik söylediği "kâğıt bebek gibi" benzetmesinin, gazetelerden kesilen ruhsuz figürleri çağrıştırdığını ifade eden oyuncu, toplumdaki fiziksel önyargılara sitem etti. İnsanların dış görünüşe bakarak peşin hükümler verdiğini, güzel kadınların aptal veya kibirli olabileceği gibi kalıplaşmış düşüncelerin kendisinde fiziksel varoluşuna karşı bir tepki oluşturduğunu söyledi.
Aynaya baktığında sadece gözlerinin içindeki tanıdık ifadeyi gördüğünü ve kendisini güzel bir kadın olarak değerlendirmediğini belirten Tuba Büyüküstün'ün bu içten açıklamaları sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Ünlü ismin hem annelik hem de birey olma konusundaki hassasiyeti, izleyiciler ve hayranları tarafından takdirle karşılandı.
