TÜİK tarafından paylaşılan verilere göre, 25-34 yaş grubu nüfusta yükseköğretim mezun oranı 2008 yılında yalnızca yüzde 13,5 seviyesindeyken, 2025 yılına gelindiğinde bu oran büyük bir sıçrama ile yüzde 45,6 olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde özellikle kadınların elde ettiği eğitim başarısı öne çıkıyor. 2008 yılında yüzde 12,5 olan kadın yükseköğretim mezunu oranı, 2025 yılında yüzde 50,3'e yükselerek önemli bir kilometre taşına ulaştı. Aynı yaş grubundaki erkeklerde ise bu oran yüzde 14,6’dan yüzde 41’e yükseldi. Böylece eğitim piramidindeki genç yaş gruplarında, kadınların eğitim düzeyi lehine güçlü bir dönüşüm yaşanmış oldu.
Uluslararası arenada Türkiye'nin durumu değerlendirildiğinde ise OECD ortalamalarına büyük ölçüde yaklaşıldığı görülüyor. OECD ülkelerine ait en güncel veriler olan 2024 yılı rakamlarına göre, 25-34 yaş arası nüfusta yükseköğretim mezunlarının ortalaması yüzde 48,7 olarak ölçülürken, Türkiye yüzde 44,9 ile bu ortalamayı yakından takip ediyor. Bu alanda zirvede yüzde 70,6 ile Güney Kore yer alırken, en düşük oran yüzde 29,1 ile Meksika'da bulunuyor. Öte yandan, Türkiye'de 25 yaş ve üzerindeki tüm nüfus hesaba katıldığında; ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının oranı 2008’de yüzde 9,8 iken 2025’te yüzde 26,1'e ulaştı.
Türkiye'nin Ortalama Eğitim Süresi 9,6 Yıla Ulaştı
Toplumun genel eğitim seviyesini gösteren en temel kriterlerden biri olan ortalama eğitim süresi, 2025 yılı itibarıyla 25 yaş ve üzeri nüfus için 9,6 yıl olarak belirlendi. Bu süre kadınlarda ortalama 8,9 yıl, erkeklerde ise 10,3 yıl olarak ölçüldü.
Eğitim süresinin illere göre dağılımı incelendiğinde başkent Ankara, 10,9 yıllık ortalama ile zirvede yer alıyor. Ankara'yı sırasıyla İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip ediyor. Ortalama eğitim süresinin en düşük olduğu il ise 7,6 yıl ile Ağrı olurken, Ağrı'nın ardından Şanlıurfa, Muş, Kastamonu ve Van sıralandı. Son 10 yıllık değişim incelendiğinde ise eğitim süresindeki en büyük artış yüzde 48,5 oranıyla Şırnak'ta yaşandı. Hakkari, Muş, Şanlıurfa ve Van da eğitim süresini oransal olarak en çok artıran şehirler arasına girerek bölgesel eğitim yatırımlarının olumlu sonuçlarını yansıttı.
Okuma Yazma Bilenlerin Oranında Tarihi Zirve ve Aile Etkisi
Türkiye genelinde okuryazarlık oranlarında da sevindirici gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. 2008 yılında 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 91,8 düzeyindeyken, 2025 yılında bu oran yüzde 97,9 seviyesine tırmandı. Bu artışta yine kadınların okuma yazma oranındaki büyük ilerleme rol oynadı; kadınlarda oran yüzde 86,9'dan yüzde 96,4'e çıkarken erkeklerde yüzde 99,3'e ulaştı.
Veriler, ebeveyn eğitim düzeyinin çocuklar üzerindeki doğrudan ve güçlü etkisini de bir kez daha ortaya koydu. Annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 84,2’sinin yükseköğretim düzeyini tamamladığı tespit edildi. Babası yükseköğretim mezunu olan kişilerde ise bu oran yüzde 80,4 oldu. Eğitim düzeyi düştükçe, çocukların üniversite mezunu olma ihtimalinin de paralel olarak azaldığı görüldü. Bu tablo, ailede başlayan eğitimin nesilden nesile aktarılan çok güçlü bir miras olduğunu açıkça gösterdi.
