Türkiye Barolar Birliği (TBB) öncülüğünde, avukatlara yönelik artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla Ankara'da kapsamlı bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. TBB Başkanı Erinç Sağkan, baro başkanları ve çok sayıda avukatın katılımıyla Güvenpark'ta başlayan eylem, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) önünde okunan sonuç bildirgesiyle tamamlandı. Son dönemde Bursa'da avukat Hatice Kocaefe ve Yalova'da avukat Zekeriya Polat'ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, adaletin savunucu makamı olan avukatların can güvenliği sorununu bir kez daha Türkiye'nin gündemine taşıdı.
"HAK SAVUNURKEN ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUZ"
TBB Başkanı Erinç Sağkan, Güvenpark'ta toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, avukatlık mesleğinin toplumun temel hak ve özgürlüklerinin teminatı olduğunu hatırlattı. Meslektaşlarının görevlerini ifa ederken karşılaştıkları ağır risklere ve maruz kaldıkları saldırılara dikkat çeken Sağkan: "Biz, bu toplumun haklarını savunan meslek grubuyuz, onlar için mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi verirken ölmek, öldürülmek, hakarete uğramak, tehdit edilmek, yaralanmak istemiyoruz. O yüzden artık buna bir son verilmesini, sesimizin duyulmasını istiyoruz. Bir meslektaşımızı daha toprağa vermek istemiyoruz." ifadelerini kullandı.
BEŞ ADIMLI ÇÖZÜM PLANI
Basın açıklamasının ardından avukatlar, ellerinde 'Avukata Dokunma' ve 'Avukata Şiddete Son' yazılı pankartlarla TBMM'ye doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşün ardından Meclis önünde, TBB 61. Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı'nda alınan kararları içeren sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede, avukatlara yönelik şiddetin engellenmesi için acilen hayata geçirilmesi gereken beş adımlı çözüm yöntemi sıralandı. Başkan Sağkan, şiddetin sebeplerini ve çözüm yollarını araştırmak üzere ivedilikle bir TBMM Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini belirterek, sorunun yasal zeminde çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Avukatların özellikle saha görevlerinde, haciz ve keşif işlemlerinde açık hedef haline geldiğine işaret eden Sağkan, yasal düzenlemelerin ve uygulamaların yetersizliğine değindi. Potansiyel şiddet alanı haline gelen icra ve keşif işlemlerinde kolluk kuvvetlerinin bulundurulmasının yasal bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiği belirtildi. Mevcut uygulamada kolluk güçlerinin sadece icra memurunu korumakla yükümlü olduğuna dair yanlış algının ortadan kaldırılması ve tüm hukuksal süreç boyunca genel güvenliği sağlama yetkisinin netleştirilmesi talep edildi.
Türkiye Barolar Birliği'nin sunduğu çözüm önerileri arasında uluslararası hukuki güvenceler de yer aldı. "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"nin Türkiye tarafından imzalanması gerektiği belirtilerek cezai yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi istendi. Avukata yönelik şiddetin, doğrudan yargı sistemine ve adalete yapılmış bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sağkan, bu sorunla kolektif bir şekilde mücadele edilmesi ve alınacak tedbirlerin kamusal bir politika olarak uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

