Araştırmada yaklaşık 3 bin 500 yetişkin üzerinde yapılan incelemeler, sanatla uğraşmanın biyolojik saat üzerinde belirgin etkileri olduğunu gösteriyor. Biyolojik yaş, bireyin kronolojik yaşından bağımsız olarak vücudun hücresel düzeydeki yıpranma durumunu ifade eder. Çalışma, yılda en az üç kez sanat ve kültürel etkinliklere katılan kişilerin, daha az katılanlara kıyasla yüzde 2 oranında daha yavaş yaşlandığını kanıtlıyor. Katılım sıklığı arttıkça bu oran; aylık katılımda yüzde 3, haftalık katılımda ise yüzde 4 seviyesine kadar çıkıyor. Vücut kitle indeksi, sigara kullanımı ve gelir düzeyi gibi dışsal değişkenler elendiğinde dahi bu sonuçların tutarlılığını koruması dikkat çekiyor.
Stres Azalıyor, Zihin Dinçleşiyor
Uzmanlar, sanatın biyolojik yaşlanmayı yavaşlatma mekanizmasının temelinde stresin azaltılmasının yattığını belirtiyor. Stresin vücutta yol açtığı iltihaplanma süreci, hücrelerin daha hızlı yaşlanmasına neden olurken; sanat ve kültürel aktiviteler sosyal bağları güçlendirerek ve zihni "anda kalmaya" zorlayarak bu yıkıcı süreci frenliyor.
Özellikle kitap okumak, resim yapmak veya dans etmek gibi aktiviteler; koordinasyon, dil anlama ve karmaşık bilgi işleme yeteneklerini aynı anda harekete geçiriyor. Bu durum beynin sinirsel bağlantılarını güçlendirerek yaşlanmanın getirdiği bilişsel gerilemeye karşı adeta bir kalkan görevi görüyor.
Uzmanlardan Düzenli Katılım Tavsiyesi
Araştırmacılar, özellikle 40 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin bu aktivitelerden daha fazla fayda sağladığını ifade ediyor. Uzman görüşüne göre, haftada en az bir kez yapılacak düzenli bir hobi; sadece boş zaman değerlendirme aracı değil, aynı zamanda sağlığı koruyan bir strateji olarak görülmeli. Sosyal içerikli hobilerin veya yeni bir beceri öğrenmenin bunama riskini azaltmada da etkili olduğu biliniyor. Sağlıklı bir yaşam için sanat aktivitelerini; düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uyku ile desteklemek uzmanların birincil önerisi olarak öne çıkıyor.

