"Bir kez aldatan, her zaman aldatır" ifadesi, popüler kültürde sıkça yankılansa da bilim dünyası konuyu çok daha geniş bir çerçevede ele alıyor. 2017 yılında gerçekleştirilen ve 484 çiftin incelendiği kapsamlı bir çalışma, sadakatsizlik eyleminin tekrar etme riskini istatistiksel olarak gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, daha önce partnerini aldatmış olan bireylerin, sadakat konusunda temiz bir geçmişe sahip olanlara kıyasla benzer bir davranışı tekrarlama eğilimlerinin 3 kat daha fazla olduğu tespit edildi.
Araştırmada imzası bulunan Kayla Knopp, romantik geçmişin gelecek ilişkiler üzerindeki belirleyici gücüne vurgu yapıyor. Knopp’a göre, bireylerin ilişkiler boyunca attığı her adım, bir sonraki adımı doğrudan şekillendiriyor ve şekillendirmeye devam ediyor. Ancak bu istatistikler, her aldatma eyleminin bir "tekrar" ile sonuçlanacağının mutlak bir kanıtı değil.
Kişilik Özellikleri ve Sadakatsizlik Eğilimi
Uzmanlar, seri aldatma vakalarının arkasında bazen derin kişilik yapılarının yattığını belirtiyor. Psikoloji alanında "seri aldatanlar" veya "kronik sadakatsizlik" olarak tanımlanan modellerde, narsisistik kişilik özellikleri ön plana çıkabiliyor. Narsist bireylerin sürekli takdir edilme ve beğenilme ihtiyacı, onları yeni arayışlara itebiliyor. Partnerleri tarafından "putlaştırılma" döneminin sona ermesi ve ilişkinin istikrarlı bir evreye geçmesi, narsist bireyler için tatminsizlik yaratabiliyor.
Bunun yanı sıra uzmanlar, sadece kişilik bozukluklarının değil, bağlanma stillerinin de önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor. Kaçınmacı bağlanma stiline sahip olanlar veya düşük öz saygı problemi yaşayan kişiler, onay arayışı veya bağlılığa karşı direnç gösterme biçimi olarak sadakatsizliği bir savunma mekanizması olarak kullanabiliyor.
Davranışlar Değiştirilebilir mi?
İyi haber ise, sadakatsizliğe yol açan bu davranış kalıplarının üzerinde çalışılabilir ve düzeltilebilir olmasıdır. Uzmanlar, bu durumun bir "kader" olmadığını, aksine benlik saygısı ve kimlik algısı üzerinde yapılacak derin çalışmalarla aşılabilir bir süreç olduğunu belirtiyor. Kişinin kendisiyle ve partneriyle kurduğu bağı yeniden yapılandırması, uzun bir yolculuk olsa da, daha sağlıklı ve güvene dayalı ilişkiler inşa etmenin mümkün olduğu vurgulanıyor.
