Türkiye'nin ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla envanterine kattığı S-400 hava savunma sistemleri ile ilgili uluslararası basına yansıyan üçüncü bir ülkeye devir iddiaları, Moskova'nın bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, başkent Moskova'da düzenlediği basın toplantısında, füzelerin ismi açıklanmayan bir Körfez ülkesine devredileceğine yönelik haberlere dair ilk resmi değerlendirmeyi yaptı. Diplomatik çevrelerde yakından takip edilen bu gelişme, küresel savunma kulislerinde büyük yankı uyandırdı.
Kremlin süreci hassasiyetle takip ediyor
Gazetecilerin, Ankara'nın olası bir devir işlemi için Moskova'dan izin isteyip istemediği yönündeki sorularını yanıtlayan Dmitri Peskov, konunun iki ülke ilişkileri açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Detay vermekten kaçınan Sözcü Peskov, sürecin diplomatik ağırlığına vurgu yaparak, "Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, bunun son derece hassas bir mesele olduğudur. Ancak bu konuda Türk tarafıyla temas halindeyiz ve temaslarımızı sürdürmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Rusya cephesinden gelen bu ılımlı ancak temkinli açıklama, taraflar arasındaki diplomatik diyaloğun aktif şekilde devam ettiğini gösterdi.
Füzelerin devri F-35 krizini nasıl etkiler?
Türkiye'nin 2017 yılında hava savunma ihtiyacını karşılamak üzere satın aldığı sistemleri bir başka ülkeye devretmesi senaryosu, ABD ile uzun süredir devam eden askeri çıkmazın aşılmasında en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz yıllarda Washington yönetimi, Rus yapımı S-400 radarlarının yeni nesil F-35 savaş uçaklarının gizlilik ve yazılım sırlarını tehlikeye atabileceğini öne sürmüştü. Bu gerekçeyle Türkiye, kendi parça ürettiği projeden çıkarılmış ve uçakların teslimatı askıya alınmıştı. Sistemlerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi, yıllardır süregelen bu kilitlenmenin sona ermesi için diplomatik bir zemin yaratma potansiyeli taşıyor.
Yaptırımlar konusunda iyimser beklentiler artıyor
F-35 programındaki aksaklıkların yanı sıra, ABD'nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında uyguladığı kısıtlamaların geleceği de bu gelişmelere doğrudan bağlı görünüyor. Kısa süre önce gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek kullandığı, "Dostumu bunlarla boğmak istemiyorum" şeklindeki ifadeleri, yaptırımların kaldırılabileceği yönünde güçlü bir sinyal olarak yorumlandı. Sürecin ilerleyen aşamalarında Ankara, Moskova ve Washington üçgeninde yaşanacak resmi temaslar, yeni dönemin savunma dinamiklerini belirleyecek.



