Dünya genelinde ruh sağlığı krizinin ulaştığı boyutlar, bilimsel verilerle çarpıcı bir tabloyu gözler önüne seriyor. The Lancet tıp dergisinde Mayıs 2026'da yayımlanan kapsamlı bir araştırma, bugün yeryüzünde 1 milyar 200 milyon insanın ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Seattle'daki Institute for Health Metrics and Evaluation (IHME) ve Queensland Centre for Mental Health Research iş birliğiyle 204 ülkede yürütülen analiz, özellikle depresyon ve anksiyete gibi yaygın rahatsızlıkların hızla tırmandığına işaret ediyor.
Depresyon ve Anksiyete Vakalarında Rekor Artış
Araştırma verilerine göre, 1990 yılından günümüze ruh sağlığı bozukluklarının görülme sıklığında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. 12 farklı ruhsal bozukluğu kapsayan çalışmanın temel bulguları şu şekilde:
-Depresyon vakaları 1990 yılından bu yana yüzde 131 oranında artış gösterdi.
-Anksiyete bozukluklarındaki artış yüzde 158 gibi ciddi bir seviyeye ulaştı.
-Dünya genelinde her sekiz kişiden biri, bu ruhsal bozukluklardan doğrudan etkileniyor.
Krizin Arkasındaki Etkenler
Araştırmanın başyazarı Damian Santomauro ve çalışma ekibi, bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını, iç içe geçmiş pek çok yapısal ve sosyal faktörün etkisiyle şekillendiğini belirtiyor. Uzmanların belirlediği temel etkenler şu başlıklar altında toplanıyor:
-Yapısal Faktörler: Yoksulluk, toplumsal güvensizlik, sosyal eşitsizlik, şiddet ve istismar gibi uzun vadeli sorunlar psikolojik dayanıklılığı zayıflatıyor.
-Sosyal Bağların Zayıflaması: Modern yaşamın beraberinde getirdiği sosyal izolasyon ve zayıflayan bağlar, bireyler üzerindeki baskıyı artırıyor.
-Pandeminin Kalıcı İzleri: COVID-19 sürecinde görülen vaka artışlarının birçok bölgede gerilemediği ve sorunun kronikleşme eğilimi gösterdiği vurgulanıyor.
-Farkındalık ve Tanı: Ruh sağlığı konusundaki toplumsal farkındalığın artması ve tanı imkanlarının genişlemesi, daha fazla vakanın gün yüzüne çıkmasına ve resmi kayıtlara girmesine olanak sağlıyor.
Küresel Bir Uyarı Niteliğinde
Çalışma, ruh sağlığı sorunlarının özellikle gençler ve kadınlar üzerinde daha yoğun etkiler bıraktığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, elde edilen verilerin ruh sağlığı hizmetlerinin daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğine dair küresel bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. Pandemi dönemindeki vaka artışlarının birçok bölgede "zirve" noktasının etkilerini sürdürmesi, krizin yönetimi için acil stratejiler geliştirilmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

