Operasyon öncesinde elde edilen bilgiler, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey yetkililerin hareketlerini hedef alan stratejik planlamayı mümkün kıldı.
Saldırılarda İstihbarat İşbirliği ve Planlama Süreci
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) brifingine göre, 28 Şubat’ta başlatılan “Destansı Öfke Operasyonu”, aylar hatta bazı hedef setleri için yıllar süren planlama ve istihbarat çalışmasının sonucu oldu.
ABD Siber Kuvvetler (CYBERCOM) ve Uzay Kuvvetleri (SPACECOM), operasyonun başlangıcında İran’ın komuta-kontrol ve haberleşme kabiliyetini “kinetik olmayan yöntemlerle” zayıflattı.
CIA, Hamaney’i aylar boyunca takip ederek konum ve hareket düzeni hakkında yüksek doğruluklu istihbarat elde etti ve İsrail ile paylaştı.
İsrail ise Tahran’daki trafik kameralarına uzun süredir sızarak, Hamaney’in çalışma ofisi çevresindeki hareketleri ve koruma ekiplerinin rutinlerini takip etti. 8200 Birimi ve Mossad sahadaki insan kaynakları ile bu verileri destekledi.
Mobil telefon şebekelerinin bazı bileşenleri geçici olarak devre dışı bırakılarak koruma ekibinin uyarı alması engellendi; milyarlarca veri sosyal ağ analizi ile değerlendirildi.
Operasyonun başlangıçta gece planlanmasına rağmen, elde edilen yeni istihbarat doğrultusunda saldırı sabah saatlerine çekildi. Hedeflere yönelik ilk saldırı, İran yerel saatiyle 07.30 civarında başladı ve uzun menzilli füzeler 09.40 sularında yerleşkeyi vurdu.
Üç Aşamalı Operasyon ve Yapay Zeka Desteği
ABD ve İsrail, saldırıyı üç aşamalı bir planla yürüttü:
İlk dalgada İran’ın üst düzey komuta kademesi hedef alındı.
İkinci dalgada, Tahran çevresindeki hava savunma sistemleri vuruldu.
Üçüncü dalgada ise balistik füze sistemleri, mühimmat ve üretim tesisleri kapsayan kapsamlı bir arama ve imha operasyonu gerçekleştirildi.
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, siber operasyonların İran’ın görme, koordine olma ve karşılık verme kabiliyetini büyük ölçüde azalttığını belirtti.
Operasyon planlamasında ABD merkezli teknoloji şirketi Anthropic’in Claude adlı yapay zeka modeli kullanıldı. Model, hedef tespiti ve saldırı zincirinin hızlanmasını sağlayarak karar alma sürecini optimize etti.
ABD ve İsrail’in saldırıları, yalnızca askeri güç değil, çok katmanlı istihbarat ve teknoloji entegrasyonunun bir sonucu olarak gerçekleşti ve İran’daki üst düzey hedeflerin kısa sürede tespit edilip vurulmasını mümkün kıldı.

