Küresel ekonominin geleceği üzerine analizler yayımlayan Uluslararası Para Fonu (IMF), yapay zeka teknolojilerinin iş dünyasına etkilerini mercek altına aldı. Kurum, yapay zekanın ekonomileri ne ölçüde güçlendireceğinin, çalışanların ve şirketlerin bu geçiş sürecine ne kadar iyi hazırlandığına bağlı olacağını bildirdi. IMF Başkanı Kristalina Georgieva tarafından kaleme alınan 'Yeni Beceriler ve Yapay Zeka İşin Geleceğini Yeniden Şekillendiriyor' başlıklı blog yazısında, iş gücü piyasasında yaşanan dönüşümün detaylarına yer verildi.
Yayımlanan analizde, yapay zeka ve dijital teknolojilerin mevcut çalışma ortamını dönüştürdüğü vurgulandı. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinde son dönemde yaşanan işten çıkarmaların, inovasyonun en ön saflarında yer alan firmaların dahi bu dönüşümden etkilendiğini gösterdiği belirtildi. Rapora göre, bazı iş kolları yok olurken yerlerine yenileri geliyor. Otomasyon süreciyle birlikte yeni becerilerin, yeni görevlerin ve tamamen yeni mesleklerin ortaya çıktığı, bu durumun refah artışı için alternatif yollar sunduğu ifade edildi.
Çalışanlar için iş bulmanın veya mevcut işini korumanın, giderek becerilerini güncellemelerine veya yenilerini öğrenmelerine bağlı olacağı kaydedildi. Verilere göre, gelişmiş ekonomilerdeki her 10 iş ilanından biri ve gelişmekte olan ekonomilerdeki her 20 iş ilanından biri artık en az bir yeni beceri gerektiriyor. Profesyonel, teknik ve idari rollerin yeni becerilere en çok ihtiyaç duyulan alanlar olduğu, bu talebin yarısından fazlasını ise bilişim sektörünün oluşturduğu aktarıldı. Ayrıca sağlık sektöründe uzaktan bakım ve dijital sağlık, pazarlama alanında ise sosyal medya uzmanlığı gibi sektöre özgü yetkinliklerin de yükselişte olduğu belirtildi.
Yapay Zeka Kaynaklı İş Kaybı Endişesi
İş gücü piyasasının değişen yapısının çalışanlar arasında endişe yarattığına işaret edilen yazıda, 'Küresel işlerin yaklaşık yüzde 40'ının yapay zeka kaynaklı değişime maruz kalmasıyla, işinden olma ve bazı gruplar için fırsatların azalması konusundaki kaygılar daha da derinleşiyor' tespiti yapıldı. Bu durumun, iş gücünü çalışma hayatının geleceğine hazırlayan ve yapay zekadan elde edilen kazanımların geniş kitlelere yayılmasını sağlayan proaktif ve kapsamlı politika üretimini zorunlu kıldığı vurgulandı.
Yeni beceriler edinen çalışanların daha yüksek kazanç sağladığına dikkat çekilen raporda; Birleşik Krallık ve ABD'de yeni bir beceri içeren ilanların yaklaşık yüzde 3, dört veya daha fazla yeni beceri gerektiren işlerin ise sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 8,5 oranında daha fazla maaş sunduğu kaydedildi.
Analizde, yapay zeka ile ilgili becerilerin yüksek ücret getirisi sağlasa da şu ana kadar diğer yeni beceriler gibi doğrudan istihdam artışına katkıda bulunmadığı belirtildi. Bu durumun, giriş seviyesindeki işlerin yapay zekaya daha fazla maruz kalması nedeniyle kariyerine yeni başlayan gençler için bir zorluk oluşturduğu aktarıldı. Politika tercihlerinin, çalışanların ve şirketlerin yapay zeka devrimine yeterince hazır olup olmayacağını belirleyeceği vurgulandı. Becerilere yatırım yapmanın, iş geçişleri sırasında çalışanları desteklemenin ve piyasaları rekabetçi tutarak inovasyonun yayılmasını sağlamanın önemi üzerinde duruldu.
Ülkelerin Durumu: Beceri Dengesizlik Endeksi
IMF tarafından geliştirilen 'Beceri Dengesizlik Endeksi' verilerine de yer verilen raporda, ülkeler mevcut durumlarına göre kategorize edildi. Brezilya, Meksika ve İsveç gibi yeni becerilere talebin yüksek ancak arzın yetersiz olduğu ülkelerin; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitimine daha fazla yatırım yapması gerektiği belirtildi.
Buna karşılık Avustralya, İrlanda ve Polonya gibi bol miktarda yeteneğe sahip ancak talebin daha ılımlı olduğu ülkelerin yaşadığı zorluğun ise inovasyonu teşvik etmek olduğu kaydedildi. Bu ülkeler için şirketlerin mevcut yetenekleri absorbe etmesine yardımcı olacak, inovasyonu ve yeni firmaların kurulmasını destekleyen, işletmelerin finansmana erişimini iyileştiren reformların faydalı olacağı ifade edildi.



