Piyasa verileri yükleniyor...
Tarihin Sıfır Noktası Göbeklitepe Kazakistan'da Sanata İlham Oldu
Şanlıurfa'daki Göbeklitepe ve Karahantepe Kazak sanatçılara ilham kaynağı oldu. Astana'da açılan özel sergide 12 bin yıllık tarih sanatla buluştu.
HABERIN DEVAMI

Türkiye'nin en önemli kültürel miraslarından biri olan ve 'tarihin sıfır noktası' olarak kabul edilen Göbeklitepe, sınırları aşarak Orta Asya'daki sanatçılara ilham vermeye devam ediyor. Şanlıurfa'da bulunan ve 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştiren bu eşsiz alan, Kazakistan'ın başkenti Astana'da düzenlenen özel bir serginin ana teması oldu. Kazak çağdaş sanatının genç temsilcileri, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesine yaptıkları ziyarette edindikleri izlenimleri sanat eserlerine dönüştürerek sanatseverlerin beğenisine sundu.

Kazakistan'ın başkenti Astana'da, Kazakistan Milli Müzesi ev sahipliğinde 'SHAFT. Unearthing Hidden Threads' isimli serginin açılışı gerçekleştirildi. Türkiye'nin Astana Büyükelçiliği tarafından organize edilen bu önemli kültürel etkinlik, diplomatik ve sanatsal çevreleri bir araya getirdi. Sergiye Türkiye'nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu, Kazakistan Parlamentosu milletvekilleri, tarihçiler, arkeologlar ve yabancı misyon temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

Serginin küratörlüğünü, geçtiğimiz yıl Türkiye'de Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni karış karış gezen Kazak sanatçılar Baurcan Sagiyev ve Madina Sergazina üstlendi. Sergide, bu geziden derinlemesine etkilenen ressam Dariya Nurtaza'nın fırçasından çıkan ve bölgenin mistik havasını yansıtan eserler ziyaretçilerle buluştu.

Kazı Alanındaki Keşif Anına Tanıklık Ettiler

Proje kapsamında Türkiye'ye gelen sanatçılar, sadece gözlem yapmakla kalmayıp arkeolojik süreçlere de tanıklık etme fırsatı buldu. Küratör Baurcan Sagiyev, serginin hem sanatsal hem de bilimsel bir gezinin ürünü olduğunu belirtti. Göbeklitepe'nin bugüne kadar keşfedilen en eski insan uygarlığı izlerini taşımasından çok etkilendiklerini ifade eden Sagiyev, bölgedeki deneyimlerini şu sözlerle aktardı:

'Göbeklitepe'den yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta yer alan Karahantepe kazı alanını da gezme şansımız oldu. Orada kazı çalışmaları hala aktif olarak devam ediyor. Süreci bizzat gözlemledik ve hatta yeni bir insan heykeli bulunmasına şahitlik ettik. Bu bizim için unutulmaz bir deneyimdi.'

Sagiyev, 12 bin yıl önceki insanların yaşam tarzını ve sanat anlayışını yerinde görmenin kendilerinde şaşkınlık ve hayranlık uyandırdığını dile getirdi. Ressam Dariya Nurtaza ise eserlerinde özellikle taşlar üzerine oyulan hayvan figürleri ve o dönem insanının doğa ile kurduğu ilişkiden ilham aldığını belirterek, 'Orada insan hayalinin sonsuzluğunu anlıyorsunuz' değerlendirmesinde bulundu. Sergi, mart ayının sonuna kadar ziyaret edilebilecek.

Taş Tepeler Projesi Orta Asya'ya Model Oluyor

Etkinliğin bilimsel ayağında ise Göbeklitepe ve Karahantepe Kazı Çalışmaları Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul yer aldı. Sergi kapsamında Kazakistan Milli Müzesi'nde bir seminer veren Karul, Kazak meslektaşlarına bölgedeki son bulguları aktardı. Uzak coğrafyalarda Şanlıurfa'daki çalışmalara duyulan ilginin motive edici olduğunu vurgulayan Karul, 2021 yılında başlatılan Taş Tepeler Projesi hakkında detaylı bilgiler paylaştı.

Karul, 'Özellikle insanın yerleşik hayata geçiş aşamasında eşsiz kalıntılar açığa çıkarılıyor' diyerek projenin önemine dikkat çekti. Ayrıca Kazakistan'daki zengin kurgan mezarlarının korunması için de benzer bir projenin hayata geçirilmesi önerisinde bulundu. Kazakistan'ın zorlu hava şartlarının tarihi eserler üzerindeki olumsuz etkisine değinen Karul, bu tür kapsamlı projelerin kültürel mirasın korunmasındaki rolüne işaret etti.

Neolitik Çağ'ın Sosyal Karmaşıklığına Işık Tutuldu

Seminere katılan Kazak arkeolog Talgat Mamirov, sunumun son derece verimli geçtiğini ve iki ülke coğrafyası arasında paralellikler kurulabildiğini belirtti. Mamirov, Neolitik Çağ'a ait bu anıtların sadece birer yapı olmadığını, aynı zamanda o dönemdeki karmaşık sosyal ilişkilerin bir kanıtı olduğunu vurguladı.

Mamirov, 'Böyle yapıları inşa etmek, toplumun sadece üretimle değil, aynı zamanda ritüel merkezler gibi mekanların inşasıyla da meşgul olduğunu gösteriyor. Bu yapılar günlük ihtiyaçlardan ziyade, büyük bir emek ve zihinsel çaba gerektiriyordu. Bu da toplumun düşünsel olarak başka bir seviyeye geçtiğinin en büyük kanıtıdır' ifadelerini kullandı.

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...