Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre; uzaktan çalışma, seyahat kısıtlamaları ve vergi indirimleri krizle mücadelenin ana sütunlarını oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki aksamalar nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı savaş öncesine göre yüzde 50 artarken, doğal gaz piyasalarındaki yükseliş ülkeleri tüketimi doğrudan kısmaya zorluyor.
Asya ve Afrika’da Zorunlu Kısıtlamalar Dönemi
Enerji ithalatında Orta Doğu’ya göbekten bağlı olan Asya ülkeleri, süreci sert kısıtlamalarla yönetiyor. Bangladeş’te üniversiteler geçici olarak kapatılırken, kamu binalarında klima kullanımı 25 derece ile sınırlandırıldı. Filipinler ve Myanmar gibi ülkelerde kamu çalışanları için 4 günlük çalışma haftası ve zorunlu uzaktan çalışma modellerine geçildi.
Güney Kore ve Tayland gibi ekonomilerde ise özel araç kullanımı ve seyahatler mercek altında. Petrol fiyatlarının kritik eşikleri aşması durumunda bireysel araç kullanımına yönelik doğrudan yasakların gelmesi gündemde. Afrika kıtasında ise Mısır ve Etiyopya, kamu mesai saatlerini kısaltarak ve dijital toplantıları teşvik ederek enerji faturasını düşürmeyi hedefliyor.
Avrupa ve Amerika’da Ekonomik Kalkanlar
Batı ülkeleri, krizin sosyal etkilerini hafifletmek için daha çok mali araçları kullanıyor. Avrupa Birliği genelinde doğal gaz fiyatlarının yüzde 70 artmasıyla birlikte, Almanya ve Fransa gibi devler akaryakıt fiyatlarına müdahale ederken; İspanya ve İtalya vergi indirimleriyle hane halkını korumaya çalışıyor.
Latin Amerika ve Avustralya’da da benzer bir tablo hakim. Meksika ve Brezilya, yakıt sübvansiyonlarını artırarak enflasyonist baskıyı kırmaya odaklanırken, Türkiye de artışların tüketiciye yansımasını önlemek adına eşel mobil sistemini yeniden devreye aldı. Küresel tablo, enerji verimliliğinin artık bir tercih değil, ulusal bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.

