Ankara'da 21-22 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen "Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" programının ardından beklenen ortak sonuç bildirisi kamuoyu ile paylaşıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi ve UNICEF Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe hükümet yetkilileri, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katılım sağladı. Zirvenin ardından yayımlanan metinde, dijital dünyanın sunduğu eğitim ve gelişim fırsatlarının yanı sıra, barındırdığı derin ve kalıcı risklere dikkat çekildi.
Dijital Dünyanın Barındırdığı Çok Boyutlu Tehlikeler
Yayımlanan ortak bildiride, teknolojik araçların çocukları yıkıcı etkileri olan çeşitli şiddet türlerine de maruz bıraktığı vurguladı. Bu tehlikeler arasında; çevrim içi istismar, siber zorbalık, kendine zarar vermeye teşvik, radikalleşme, nefret söylemi, mahremiyet ihlalleri ve suç örgütlerine devşirilme gibi ciddi başlıklar yer aldı. Özellikle yapay zeka alanındaki hızlı ilerlemenin, çocuklara yönelik çevrim içi zararları yeniden şekillendirdiği ve sorunun gerçek boyutunun tam olarak bilinemediği ifade edildi. Çevrim içi suçların büyük bir kısmının resmi makamlara bildirilmemesinin, mağdur çocukların tespiti ve tedavisini zorlaştırdığı kaydedildi.
ÇÖZÜMÜN MERKEZİNDE ÇOCUKLAR OLMALI
Toplantının en önemli çıktılarından biri, çocukları ve gençleri geliştirilecek koruma politikalarının tam merkezine yerleştirme gerekliliği oldu. Bugüne kadar atılan küresel, yasal ve yargısal adımların, dijital dünyadaki hızlı değişimin gerisinde kaldığı hatırlatıldı. Dijital hizmet sağlayıcıların ve teknoloji şirketlerinin hesap verebilirliğinin artırılmasının şart olduğu belirtilirken, yaş sınırlandırması gibi araçların tek başına yeterli olmayacağı; güvenliği ve esenliği önceleyen, kapsamlı ve hak temelli bir önlemler paketinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi.
ORTAK EYLEM VE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Sonuç bildirisinde, devletlerden teknoloji devlerine, eğitimcilerden ailelere kadar tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiği belirtilerek kritik eylem alanları sıralandı. Bu kapsamda, platformların çocuklar için varsayılan ayarlar yoluyla güvenli hale getirilmesini zorunlu kılan hukuki çerçevelerin oluşturulması istendi. Aileleri ve okulları destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, mağdur çocukların adalete hızlı erişiminin sağlanması ve genişletilmiş dijital okuryazarlık çalışmalarının hızlandırılması talep edildi. Zirve, tepkisel önlemlerden önleyici eylemlere geçişte çok taraflı ve önemli bir adım olarak kayıtlara geçti.
