Orta Doğu'da tırmanan siyasi ve askeri gerilim, sivil havacılık sektörünü derinden etkilemeye devam ediyor. 28 Şubat Cumartesi günü ABD, İsrail ve İran hattında yaşanan sıcak gelişmelerin ardından bölgedeki güvenlik riskleri en üst seviyeye çıkmış ve İran makamları hava sahasını tüm ticari uçuşlara kapatma kararı almıştı. Bu ani gelişme esnasında Tahran Havalimanı'nda bulunan Türk Hava Yolları'na (THY) ait Boeing 737-800 tipi yolcu uçağı, güvenlik prosedürleri gereği kalkış yapamamıştı. Kriz anında hızlı bir eylem planı devreye sokan şirket yönetimi, uçuş ekibi ve personelin güvenliğini önceliklendirerek tahliyeyi karayolu üzerinden başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş, ancak uçak Tahran'da kalmak zorunda kalmıştı.
YARIM ASRI AŞAN SÜREDE KAPSAMLI TEKNİK BAKIM
Havacılık standartları gereği, uzun süre yerde bekletilen sivil havacılık araçlarının yeniden aktif uçuşa geçmeden önce ciddi teknik prosedürlerden geçmesi gerekiyor. 55 günlük zorunlu bekleyişin ardından hava sahasının kısmen açılmasıyla birlikte THY teknik ekipleri tahliye için harekete geçti. Uçağın emniyetli bir şekilde Türkiye'ye dönebilmesi adına Tahran Havalimanı'nda yoğun bir mesai harcandı. Motor sistemleri başta olmak üzere uçağın tüm hayati donanımları detaylı testlerden geçirildi. Ayrıca bekleme süresince güvenlik ve performans zafiyeti oluşmaması adına uçağın lastikleri yenileriyle değiştirilerek uçuşa elverişlilik onayı tam ve eksiksiz olarak alındı.
AKŞAM SAATLERİNDE İNİŞ YAPACAK
Tüm teknik hazırlıkların tamamlanması ve uluslararası havacılık makamlarından gerekli izinlerin alınmasının ardından, TC-JZG kuyruk tescilli uçak yerel saatle 14.00'te Tahran Havalimanı'ndan sorunsuz bir şekilde havalandı. Bölgedeki askeri hareketliliğin gölgesinde geçen yaklaşık iki aylık sürecin ardından gerçekleşen bu özel tahliye uçuşunun, saat 17.00 sıralarında İstanbul Havalimanı'na iniş yapması planlanıyor.
Yaşanan bu süreç, Orta Doğu hava sahasındaki sivil uçuş güvenliğinin ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kriz boyunca birçok uluslararası hava yolu şirketi, olası riskleri bertaraf etmek amacıyla uçuş rotalarını değiştirmiş veya İran hava sahasını kullanmaktan tamamen vazgeçmişti. THY'nin mahsur kalan uçağını hiçbir güvenlik zafiyeti yaşanmadan ülkeye geri getirmesi, sürecin idari ve teknik açıdan titizlikle yönetildiğini gösteriyor.
