Piyasa verileri yükleniyor...

'Büyük aşk' bitiyor mu? Trump-Netanyahu ittifakının perde arkası!

Yayımlanma Tarihi: 19 Haziran 2026 12:09 | Son Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2026 12:12
'Büyük aşk' bitiyor mu? Trump-Netanyahu ittifakının perde arkası!

ABD-İran mutabakatının ardından Washington-Tel Aviv hattında şimşekler çakıyor. Trump petrol fiyatları ve sandık hesabı yaparken, Netanyahu masanın dışında kalmanın şokunu yaşıyor. Peki, kameralar önündeki bu zoraki kucaklaşma derin bir stratejik kopuşu gizlemeye yeter mi? İşte perde arkası...

HABERIN DEVAMI

ABD ile İran arasında Haziran 2026'da imzalanan mutabakat, sadece bölgesel dengeleri değil, Washington-Tel Aviv hattındaki en kritik ortaklığın sınırlarını da sarsıyor. Trump için Hürmüz Boğazı'nın açık kalması ve düşen enerji fiyatları iç politika için bir can simidiyken; Netanyahu için bu mutabakatın dışında kalmak hem bölgesel caydırıcılığına hem de ABD üzerindeki nüfuzuna ağır bir darbe indiriyor.

Uzmanlar, mutabakat sonrasında Washington ile Tel Aviv arasında belirginleşen stratejik makas değişimini mercek altına aldı.

Ortak Önceliklerden Stratejik Ayrışmaya

İmzalanan bu mutabakat, Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki stratejik uyumun sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. Sürecin ilk etkileri, askeri sahadan ziyade diplomatik pazarlıklarda kendisini gösteriyor.

Bu süreci, bölgesel gerilimi sınırlayacak ve petrol fiyatlarını aşağı çekecek büyük bir dış politika başarısı olarak görüyor.

thumbs_b_c_4ce00852c07ee28761ac9b30eb7b7ec2.jpg

İsrail'in doğrudan taraf olmadığı bu sınırlı anlaşmanın, İran'a yeniden ekonomik, askeri ve siyasi bir hareket alanı açacağını savunuyor.

İsrail'in sürecin dışında bırakılması sıradan bir diplomatik tercih değil; Trump'ın, Netanyahu'nun güvenlik önceliklerini Amerikan çıkarlarının önünde görmediğinin en net kanıtı.

Sandık Baskısı ve Çatışan Çıkarlar

İki lider arasındaki görüş ayrılığının temelinde, yaklaşan seçim takvimleri ve bu seçimlere yüklenen farklı anlamlar yatıyor. ABD'de Kasım 2026'da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Trump'ın önceliği ekonomik istikrar, düşen enerji maliyetleri ve Amerikan seçmenine somut bir diplomatik başarı sunabilmek. Hürmüz Boğazı'nın açılması ve petrol fiyatlarının gerilemesi, Cumhuriyetçilerin seçim kampanyasındaki en güçlü kozu haline geldi.

İsrail cephesinde ise durum çok daha kritik. Ekim 2026'da yapılması planlanan genel seçimler, 7 Ekim sonrasındaki ilk sandık sınavı olacak ve doğrudan Netanyahu’nun siyasi meşruiyetini oylayacak. Kamuoyu araştırmaları, Netanyahu’nun koalisyon blokunun hükümet kurmak için gereken çoğunluğun altında kaldığını, Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğindeki muhalefetin ise yükselişte olduğunu gösteriyor. Yolsuzluk davaları, Gazze ve Lübnan operasyonları nedeniyle uluslararası yargı kıskacında olan Netanyahu, karar alıcı çevrelerdeki desteğini kaybettikçe Trump'a karşı üslubunu daha da sertleştiriyor.

Netanyahu: Müttefik mi, Siyasi Yük mü?

Netanyahu için en büyük risk, savaşın başında ana aktörlerden biriyken, artık masanın dışında kalması. Bu durum, İsrail Başbakanı'nın Trump üzerindeki etkisini ciddi şekilde sorgulatıyor. Trump cephesinden bakıldığında ise Netanyahu'nun çatışmayı sürdürme eğilimi; enerji fiyatlarını tırmandıran, diplomasiyi tıkayan ve Amerikan iç politikasına ek maliyetler getiren bir "siyasi yüke" dönüşmüş durumda.

thumbs_b_c_49c33b7447d046866fc57d738b68d928.jpg

Trump'ın Netanyahu'ya savaşı bitirmesi yönünde doğrudan baskı yapması, Beyaz Saray'ın artık İsrail'in güvenlik takvimine sorgusuz sualsiz uymayacağını gösteriyor. Perde arkasındaki asıl kavga, savaşın ne zaman ve kimin siyasi kazancına hizmet edecek şekilde sonlanacağı sorusunda düğümleniyor. White House'tan gelen açık uyarılar, Trump'ın İran'la yakaladığı diplomatik zemini korumak adına gerektiğinde Netanyahu'yu tamamen bypass edebileceğini ortaya koyuyor.

ABD'de İsrail Desteğinin Yeni Sınırları

Liderler düzeyindeki bu kırılma, ABD içindeki İsrail lobisinde de bir dönüşümü tetikledi. AIPAC gibi geleneksel yapılar hâlâ sert yaptırımları ve sarsılmaz askeri ortaklığı savunurken, J Street gibi liberal kuruluşlar "İsrail'in güvenliği" ile "Netanyahu hükümetinin politikaları" arasında net bir çizgi çekilmesi gerektiğini vurguluyor.

thumbs_b_c_27b8f3922a0a66fdd3c3eb8d5ab8f9e5.jpg

Amerikalı Yahudi seçmenler arasında yapılan güncel araştırmalar da bu durumu doğruluyor: Katılımcıların ezici bir çoğunluğu kendisini İsrail yanlısı olarak tanımlasa da, Netanyahu hükümetinin politikalarına destek verenlerin oranı oldukça düşük bir seviyede kalıyor. Bu veri, Netanyahu karşıtlığının artık İsrail karşıtlığı ile eşdeğer görülmediğini kanıtlıyor.

İkame Edilebilir Bir Aktör mü?

İran mutabakatının ortaya çıkardığı en net gerçek; Trump'ın İsrail'i değil, Netanyahu'nun bölgesel siyaset üzerindeki oyun kurucu rolünü gözden çıkarmaya başladığıdır. Önümüzdeki dönemde yanıtı aranacak temel soru, bu ittifakın tamamen bitip bitmeyeceği değil; Netanyahu'nun Washington yönetimi için ne ölçüde gözden çıkarılabilir ve ikame edilebilir bir aktöre dönüşeceği olacak.

Gündem

Tümü →

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...