Türkiye’de radyo yayıncılığı, uzun yıllar boyunca müziğin kitlelere ulaşmasındaki en büyük taşıyıcı güç olma görevini üstlendi. Günümüzde milyonlarca dinleyiciye ulaşan sayısız ismin ilk çıkış noktası olan radyo sektörü, dijital platformlardan önce şarkıların sevilip büyütüldüğü ana mecra olarak hafızalara kazındı. Ancak sektörün içinde bulunduğu ağır ekonomik şartlar ve artan maliyetler, köklü bir değişimin sinyallerini veriyor.
Konuya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yapan Gitassi Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Adıyaman, radyoların müzik dünyasındaki yerini ve karşı karşıya kaldığı zorlukları dile getirdi. Adıyaman, sanatçıların ve yapım şirketlerinin bir zamanlar şarkılarının radyolarda çalınması için büyük çaba harcadığını hatırlatarak, radyonun sadece müzik çalan bir platform değil, kültürü taşıyan ve topluma ulaşan çok güçlü bir iletişim aracı olduğunu vurguladı.
Sürdürülemez Telif Yükleri Radyoları Mahkemelik Ediyor
Türkiye'deki radyo kuruluşlarının hak ettiği değeri görmediğini belirten İsmail Adıyaman, yüksek telif bedelleri nedeniyle sektörün büyük bir darboğaza girdiğini ifade etti. Birçok yayıncı kuruluşun ayakta kalma mücadelesi verdiğine dikkat çeken Adıyaman, radyoların yaşadığı çıkmazı şu sözlerle özetledi:
Bugün birçok radyo kuruluşu ağır ekonomik şartlarla mücadele ederken bir yandan da yüksek telif yükleri altında ayakta kalmaya çalışıyor. Özellikle MESAM, MÜYAP, MSG ve MÜYORBİR gibi meslek birliklerinin talep ettiği telif bedelleri, birçok yayın kuruluşu için sürdürülebilir sınırların dışına çıkmış durumda.
Yaşanan bu tıkanıklık sonucunda çok sayıda yayıncının hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığını ve yayın hayatını sürdürmekte büyük zorluklar çektiğini belirten Adıyaman, radyoların cezalandırılmak yerine desteklenmesi gerektiğini savundu.
"Sanatçı ve Radyo Arasındaki Değer Karşılıklıdır"
Telif haklarının ödenmesine karşı olmadıklarının altını çizen Gitassi Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Adıyaman, sistemin tek taraflı işlememesi gerektiğini ifade etti. Radyoların şarkıları kitlelere ulaştırarak konser ekonomisinin büyümesine zemin hazırladığını vurgulayan Adıyaman, şu açıklamayı yaptı:
Elbette burada kimse telif ödenmesin demiyor. Ancak radyo ile sanatçı arasındaki ilişkinin tek taraflı görülmemesi gerekiyor. Radyo yayın yaparak reklam geliri elde ederken, sanatçı da şarkısı popüler oldukça konserlerden, dijital platformlardan ve marka iş birliklerinden gelir kazanıyor. Bu nedenle daha sembolik ve sürdürülebilir bir telif modelinin konuşulması gerekiyor.
Yapay Zeka Radyo Frekanslarını Ele Geçirebilir
Sektörün karşılaştığı mali krizin en büyük sonucu ise teknolojinin sunduğu yeni alternatiflerde yatıyor. İsmail Adıyaman, mevcut tablonun değişmemesi halinde yayıncıların mecburi bir rota çizeceğini ve yapay zeka ile üretilmiş müziklerin sektörde hakimiyet kuracağını duyurdu.
Maliyetlerin bu şekilde devam etmesi durumunda yayıncıların AI sanatçıları için geniş bir alan açacağını belirten Adıyaman, yayıncılığın yakın geleceğine dair şu öngörüleri paylaştı:
Mevcut telif ve maliyet sistemi değişmezse, önümüzdeki maksimum üç yıl içinde radyolarda çalan şarkıların yaklaşık yüzde ellisi yapay zeka sanatçılarının ürettiği şarkılardan oluşabilir. Beş yıl içinde ise tamamen yapay zeka sanatçılarının yer aldığı yayın akışlarıyla karşılaşabiliriz.
Bu teknolojik sıçramanın sadece işitsel boyutta kalmayacağına da değinen Adıyaman, hologram teknolojileriyle desteklenen yapay zeka sanatçılarının milyonlarca kişiye konserler verebileceği yeni bir dijital dönemin yaşanacağını sözlerine ekledi.
"Geleceğin Müzik Sektörünü Algoritmalar Şekillendirmesin"
Radyo yayıncılarının omuzlarındaki tek mali yükün telifler olmadığını hatırlatan İsmail Adıyaman, RTÜK tarafından talep edilen yıllık kanal ve frekans kullanım ücretlerinin de makul seviyelere çekilmesi için yeni düzenleme çağrısı yaptı. Daralan reklam pazarına rağmen sürekli artan bu masrafların sektörü sürdürülebilir olmaktan çıkardığı ifade edildi.
Öte yandan, TRT radyolarının reklam pastasındaki konumuna da değinen Adıyaman, tüm giderleri kamu kaynaklarıyla karşılanan bir yapının özel radyolarla aynı reklam pazarından pay almasını haksız rekabet olarak nitelendirdi. TRT'nin reklam politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Adıyaman, Kültür ve Turizm Bakanlığına çağrıda bulunarak sözlerini şöyle noktaladı:
Artık Kültür ve Turizm Bakanlığının, meslek birliklerinin ve sektör temsilcilerinin ortak bir çözüm üretmesi gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca telif meselesi değil; Türkiye’de müzik kültürünün, radyo yayıncılığının ve yerli sanat üretiminin geleceği meselesidir. Aksi halde geleceğin müzik sektörünü insanlar değil, algoritmalar şekillendirecek.

