İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, yaptıkları son açıklamalarla doğrudan Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı. Bölgede devam eden çatışmaların gölgesinde yapılan açıklamalarda, Netanyahu, İsrail'in İran ve vekilleriyle savaştığını iddia ederken, Ankara'yı terör unsurlarını barındırmakla suçladı ve PKK/YPG terör örgütünü aklamaya yönelik ifadeler kullandı.
Benzer bir çıkış yapan Bakan Katz ise Türkiye'nin İran'a yönelik tutumunu eleştirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "antisemitizm" ve "göstermelik yargılamalar" yapmakla itham etti. Katz'ın, Erdoğan'a yönelik "Oturup sessiz kalması daha iyi olur" şeklindeki tehditkar ifadeleri ve sosyal medya paylaşımında Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi Türk siyasetindeki muhalefet isimlerini etiketlemesi Ankara'da büyük tepkiyle karşılandı.

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten "İnsanlık İttifakı" Vurgusu
İsrailli yetkililerin Türkiye'yi ve milli iradeyi hedef alan bu açıklamalarına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten kapsamlı bir yanıt geldi. İsrail yönetimini katliam şebekesi olarak nitelendiren Çelik, bu isimlerin uluslararası insanlık mahkemesi önünde mutlaka hesap vereceğini vurguladı.
Çelik'in değerlendirmesine göre dünya şu anda iki ana kutba ayrılmış durumda. Bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlik ettiği insanlık ittifakı, diğer tarafta ise Netanyahu'nun başını çektiği yapı bulunuyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in duruşunu da saygıyla karşıladıklarını belirten Çelik, İsrail'in saldırgan açıklamalarının, Türkiye'nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin bir itirafı olduğunu ifade etti.
İsrail'in Ankara'yı Hedef Almasının Arkasındaki 5 Temel Neden
AK Parti Sözcüsü, İsrail'in doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef almasının arka planında, Tel Aviv yönetiminin küresel düzlemde köşeye sıkışmasının yattığını belirtti. Çelik, bu saldırgan mesajların arkasındaki 5 temel unsuru şu şekilde sıraladı:
Barış Görüşmelerini Sabote Etme: Pakistan'da yürütülen kritik barış müzakerelerini engellemek amacıyla barışın en büyük destekçisi olan Ankara hedef alınıyor.
Batı Değerleri İddiasının Çöküşü: İsrail'in "Batı değerlerinin kalesi" olduğu yönündeki söylemlerin iflas etmesi ve hiçbir Batılı liderin bu yaşananları kendi değerleriyle bağdaştıramaması.
Kürtleri Lejyoner Yapma Planının Bozulması: İsrail'in bölgedeki Kürtleri siyonist planlarına entegre etme çabası, Irak ve İran'daki Kürtlerin sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında yer almasıyla boşa düştü. Netanyahu'nun hezeyanlarının temelinde bu başarısızlık yatıyor.
Kaos Planlarına Karşı Güçlü İrade: Türkiye'nin kararlılıkla sürdürdüğü terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi, İsrail'in bölgedeki kaos ve "Davut Koridoru" planlarına ağır bir darbe indirdi.
Bölgesel Çatışma Çıkarma Çabası: İsrail'in Türkiye'yi İran ile karşı karşıya getirme çabaları, Ankara'nın dirayetli siyaseti ve savaşa taraf olmayıp barışı önceleyen iradesiyle bertaraf edildi.
İç Siyasete Yönelik Etiketlemelere Karşı "Milli Sorumluluk" Çağrısı
Sürecin iç siyasete yansımaları hakkında da kritik değerlendirmelerde bulunan Ömer Çelik, İsrail Savunma Bakanı Katz'ın sosyal medya üzerinden muhalefet liderlerini etiketlemesine sert tepki gösterdi. Bu adımı, İsrail'in işlediği savaş suçlarını Türkiye'nin iç siyasetinin bir parçası haline getirme çabası olarak yorumlayan Çelik, Türk siyasetine tarihi bir çağrıda bulundu.
Çelik, dışarıdan gelen bu hadsiz saldırılar ve manipülasyon girişimleri karşısında, iktidar veya muhalefet ayrımı gözetmeksizin Türk siyasetinin tüm unsurlarının topyekûn bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. AK Parti Sözcüsü, bu tür operasyonlara karşı milli sorumluluk bilinciyle tek vücut olarak hak edilen cevabın verileceğine olan inancını tam olarak ifade etti.

