Pandemi Sonrası Toparlanma Dönemi Kırılma Yaşadı
Avrupa genelinde hava taşımacılığı pazarında uzun süredir devam eden büyüme trendi, 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla yerini durağanlığa ve kısmi daralmaya bıraktı. Sektörün çatı kuruluşu ACI EUROPE verilerine göre, Avrupa havalimanı ağını kullanan yolcu sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,7 oranında azalış gösterdi. Uzmanlar, yüzdesel olarak bu düşüşün marjinal bir seviyede kalmasına rağmen, Covid-19 pandemisinin ardından yaşanan kesintisiz yükseliş grafiğinin ilk defa aşağı yönlü kırılması bakımından "sektörel bir dönüm noktası" teşkil ettiğini vurguluyor.
Avrupa hava sahasındaki daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığı, birden fazla makroekonomik ve jeopolitik unsurun eş zamanlı olarak pazarı baskıladığı belirtildi. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan çatışma ortamı, küresel petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık, Paskalya tatilinin bu yıl mart ayına kayması ve Avrupa’nın lokomotif pazarlarından Almanya’da lojistik sektörünü felç eden iş bırakma eylemleri, yolcu trafiğindeki düşüşün temel sac ayaklarını oluşturdu.
Ülkelere Göre Performans Farklılıkları Dikkat Çekiyor
ACI EUROPE raporu, Avrupa genelindeki havalimanlarında homojen bir tablonun olmadığını, ülkeler arasında ciddi performans ayrışmaları yaşandığını ortaya koydu. Avrupa Birliği ve ilişkili geniş pazar (AB+) segmentinde en büyük düşüşler, turizm ve havayolu bağlantısı jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkilenen Kıbrıs (%-16,1) ve İzlanda'da (%-11,7) kaydedildi. Büyük pazarlar arasında ise Almanya (%-8,5), Birleşik Krallık (%-2,1) ve Fransa (%-0,9) havalimanları nisan ayını kayıpla kapattı. Özellikle Almanya'daki kayıpta, Münih (%-16,4) ve Frankfurt (%-11) havalimanlarında ay içinde tam 7 gün süren geniş katılımlı grevler doğrudan belirleyici oldu.
Türkiye havacılık pazarının can damarları olan İstanbul Havalimanı (%-6,8) ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (%-3,4) da jeopolitik risklerin uçuş rotaları üzerindeki baskısı nedeniyle nisan ayında daralma yaşayan merkezler arasında yer aldı. Buna karşılık Slovakya (%+125,2), Slovenya (%+14,6), Malta (%+13,5) ve İspanya (%+3,7) gibi alternatif hatlara sahip olan veya iç turizm talebi yüksek kalan ülkeler büyümesini sürdürdü.
Büyük Havalimanları Kan Kaybederken Bölgesel Hatlar Korundu
Veriler, kıtalararası ve küresel ölçekte uzun menzilli uçuşların ana üssü konumundaki "mega" ve "büyük" ölçekli havalimanlarının krizden en çok etkilenen segment olduğunu gösteriyor. Küresel jeopolitik risklerin uzun mesafeli seyahat iştahını azaltmasıyla bu büyük merkezlerin yolcu trafiği genel olarak yüzde 3,5 civarında geriledi. Büyük segmentte başı çeken limanlardan yalnızca Barselona, Madrid ve Amsterdam-Schiphol nisan ayını artıda tamamlayabildi.
Buna tezat olarak, ağ yapıları ağırlıklı olarak Avrupa içi kısa ve orta menzilli hatlardan oluşan "orta ölçekli" (%2,1 artış) ve "küçük" (%5,5 artış) havalimanları süreci daha rahat atlattı. Düşük maliyetli havayolu şirketlerinin (low-cost taşıyıcılar) bu hatlardaki kapasitelerini koruması ve yolcuların uzun seyahatler yerine kıta içi alternatiflere yönelmesi bölgesel limanları korudu. Ancak küçük havalimanlarının pandemi öncesi döneme (2019) kıyasla hala %-27,7 geride bulunması, bu segmentteki mali sürdürülebilirlik sorunlarının yapısal bir hal aldığını gösteriyor.
EES Sınır Kontrol Sistemi Sektörü Tehdit Ediyor
Mevcut jeopolitik gerilimlerin yanı sıra Avrupa havacılığının önündeki en büyük operasyonel tehditlerden birinin de bürokratik süreçler olduğu ifade ediliyor. ACI EUROPE Genel Direktörü Olivier Jankovec, havalimanlarındaki normalleşme sürecinin jeopolitik istikrarsızlıkla baltalandığını belirtirken, Schengen bölgesine giriş çıkışları düzenleyen yeni Giriş/Çıkış Sistemi (EES) uygulamasına dikkat çekti.
Sınır kontrol noktalarında bu sisteme bağlı olarak yaşanan ağır aksaklıkların ve uzayan kuyrukların yolcu memnuniyetini sabote ettiğini belirten Jankovec, yetkililerin acil durumlarda sistemi geçici olarak askıya alma dahil olmak üzere operasyonel esneklikler tanımaması halinde önümüzdeki yoğun yaz sezonunda havalimanlarındaki krizin ve gecikmelerin çok daha ciddi boyutlara ulaşabileceği uyarısında bulundu.
