YÖK Atlas verilerine dayanarak hazırlanan 2016 ve 2025 YKS tercih istatistikleri, Türkiye'de üniversite adaylarının önceliklerinin büyük ölçüde değiştiğini gösteriyor. YKS tercihleri üzerine yapılan kapsamlı analiz, son 10 yıl içinde dört yıllık lisans programlarına olan talebin azaldığını, buna karşılık iki yıllık ön lisans bölümlerinin hızla yükselişe geçtiğini gözler önüne serdi. Ekonomik koşullar ve istihdam kaygılarının, gençlerin kariyer planlamasında temel belirleyici haline geldiği ifade ediliyor.
İki Yıllık Ön Lisans Bölümlerine Rekor Talep
Özellikle devlet üniversitelerindeki ön lisans programlarına yönelik ilginin son on yılda katlanarak artması dikkat çekiyor. Verilere göre, 2016 yılında bir ön lisans kontenjanı için ortalama 18,2 aday başvururken, bu rakam 2025 yılında 31,5 seviyesine tırmandı. Aynı dönem aralığında bu bölümlere yapılan toplam tercih sayısı 5,4 milyondan 7,1 milyona çıkarak önemli bir rekora imza attı. Dört yıllık lisans programlarında ise tablo tam tersi bir seyir izledi. Devlet üniversitelerinde bir lisans kontenjanı başına düşen aday sayısı 24,5'ten 21,2'ye gerilerken, toplam tercih sayısı da 8,2 milyondan 6 milyona kadar düştü.
Eğitim uzmanlarına göre, ortaya çıkan bu çarpıcı tablo öğrencilerin eğitim hayatlarını daha kısa sürede tamamlayıp iş gücüne katılma isteklerinden kaynaklanıyor. Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, vakıf üniversitelerindeki lisans programlarına yönelik ilginin azalmasında giderek artan eğitim maliyetlerinin büyük etkisi olduğunu belirtiyor. Sadece diplomanın istihdam garantisi sağlamaması ve değişen ekonomik koşulların, uzun süreli akademik eğitim beklentisini zayıflattığı ifade ediliyor. Gençler artık doğrudan meslek garantisi sunan, nitelikli iki yıllık programları önceliklendiriyor.
Sağlık Alanındaki Ön Lisans Programları Zirveye Yerleşti
Son 10 yılda en büyük sıçramayı sağlık sektörüne kalifiye personel yetiştiren ön lisans programları gerçekleştirdi. Tıbbi laboratuvar teknikleri bölümünü tercih eden aday sayısı 154 binden 310 bine çıkarak olağanüstü bir artış sergiledi. Tıbbi görüntüleme tekniklerinde ise bu sayı 135 binden 265 bine ulaştı. Benzer şekilde eczane hizmetleri, ağız ve diş sağlığı, yaşlı bakımı ve optisyenlik gibi bölümler de gençlerin gözdesi haline geldi. Uzmanlar, gençlerin artık sadece doktorluk ya da hemşirelik gibi geleneksel hedeflere odaklanmadığını, sağlık sektörünün tamamını güvenilir bir istihdam alanı olarak gördüğünü vurguluyor.
Öğretmenlik, İlahiyat ve Sosyal Bilimlerde Sert Düşüş
Sağlık ön lisans bölümlerindeki tarihi yükselişe karşın; sınıf öğretmenliği, ilahiyat, Türk dili ve edebiyatı, tarih ile sosyoloji gibi geleneksel dört yıllık lisans programlarında sert bir gerileme yaşanıyor. Eğitim alanındaki lisans programlarına ilginin azalmasında; artan mezun sayısına karşılık atama kontenjanlarının sınırlı kalması ve mesleki beklentilerin değişmesi etkili oluyor. Sosyal bilimler mezunlarının iş bulma süreçlerinde yaşadığı belirsizlikler de adayları daha somut ve net meslek çıktısı olan alanlara yönlendiriyor. Hukuk ve inşaat mühendisliği gibi geçmişte en çok tercih edilen alanlarda bile kontenjan başına düşen talebin gerilediği görülüyor.
Bilgisayar Mühendisliğinde Yapay Zeka Etkisi
Mühendislik fakültelerinde genel olarak kontenjanlar daraltılırken, yazılım ve bilgisayar mühendisliğinde kontenjanların artırılması dikkat çekiyor. Verilere göre yazılım mühendisliği kontenjanı 2016'dan bu yana yaklaşık 5 kat, bilgisayar mühendisliği kontenjanı ise 2 kat arttı. Ancak bu artışa rağmen tercih eden öğrenci yoğunluğunda düşüş gözlendi. 2016'da bir bilgisayar mühendisliği koltuğu için 20,1 aday yarışırken, 2025'te bu sayı 12,7'ye indi.
