Piyasa verileri yükleniyor...
Yeşilçam'ın 'Taçsız Kralı': Ayhan Işık kimdir? İşte Ayhan Işık'ın hayat hikayesi

Türk sinemasının efsane isimlerinden 'Taçsız Kral' Ayhan Işık, vefatının 47. yılında sevgi, saygı ve özlemle anılıyor. Ardında unutulmaz eserler ve Türk sinema emekçileri için verdiği onurlu bir mücadele bırakan usta sanatçının hayat hikayesi merak ediliyor. Peki Ayhan Işık kimdir? İşte hayat hikayesi...

HABERIN DEVAMI

'Ayşecik', 'Sezercik', 'Acı Hayat', 'Küçük Hanım' ve 'Kanun Namına' gibi unutulmaz Yeşilçam yapımlarında rol alan, Türk sinemasının efsane isimlerinden Ayhan Işık, vefatının 47. yılında saygı ve özlemle anılıyor.

Asıl adı Ayhan Işıyan olan ve yaşamı boyunca birçok Yeşilçam filminde başrol üstlenen sanatçı, 5 Mayıs 1929'da Selanik göçmeni bir ailenin 6. çocuğu olarak İzmir'de dünyaya geldi.

Sanatçı, 1967'de Ses dergisi için kaleme aldığı bir yazıda yaşam hikayesini şu sözlerle aktarmıştı:

Altı yaşındayken babasız kaldım. İlkokulu Bomonti'deki 44. Okul'da bitirdim. Ortaokula başladığım günlerde Babıali'ye geldim. Çünkü okula gidebilmek için çalışmak zorundaydım. Gazete ve dergilerde hikaye ve kapak resimleri çizmeye başlamıştım. İlk kazandığım parayı sanki dünmüş gibi hatırlarım, 14 lira. Eve koşup anneme verdiğim bu müjdeyi hiç unutmam. Yaz tatilinde Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası'nda kırık şişe kontrolörlüğü yaptım. Haftada 25 lira alıyordum. Vapurla gidip gelirken, boş durmuyor, mecmuaların ısmarladıkları ve illüstrasyon denilen renkli resimleri çiziyordum. Şirket-i Hayriye'nin 63 numaralı Sütlüce vapuru, sanki benim resim atölyem olmuştu.

Lisede Mahir İz, Salah Birsel ve Rıfat Ilgaz'ın öğrencisi olan sanatçı, senarist Safa Önal, karikatürist Ferruh Doğan ve ressam-karikatürist Semih Balcıoğlu ile okul arkadaşıydı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Öğrencisi

Ayhan Işık, bir süre İstanbul Darphanesi'nde ressamlık yaptı.

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde eğitim görürken, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi olan sanatçı; Fikret Otyam, Altan Erbulak, Remzi Raşa, Adnan Varınca, Nedim Günsür, Orhan Peker ve Turan Erol ile aynı dönemde öğrenim gördü.

Akademiye devam ettiği yıllarda, yazı işleri müdürlüğünü Sezai Solelli'nin yaptığı dönemin tek sinema dergisi olan Yıldız Mecmuası'nda ressam olarak çalışmaya başladı.

Solelli'nin teşvikiyle derginin 1951 yılında düzenlediği "Artist" yarışmasına katılan sanatçı, Belgin Doruk ile birlikte birinci oldu ve 22 yıl boyunca kamera karşısında Doruk ile çalıştı.

Arkadaşlarının Hollywood yıldızı Clark Gable'a benzettiği Ayhan Işık, yarışmadaki başarısının ardından Işıyan olan soyadını "Işık" olarak değiştirdi.

Usta sanatçı, yönetmenliğini ve senaristliğini Münir Hayri Egeli'nin yaptığı 1951 yapımı "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmindeki yardımcı rolüyle ilk kez beyazperdede yer aldı.

'Kanun Namına' ile Büyük Çıkış Yaptı

Yönetmen Ömer Lütfi Akad ile çalışmaya başlayan Işık, Akad'ın Türk sinemasında geçiş dönemini sonlandıran ve sinemacılar döneminin ilk örneği kabul edilen 1952 yapımı "Kanun Namına" filmindeki performansıyla büyük beğeni topladı.

Sanatçı, 1953 yılında akademiden mezun oldu. Aynı yıl Akad'ın yönettiği 'Katil' ve 'Öldüren Şehir' filmlerinde rol aldı. Daha sonra 1955 yapımı 'Kardeş Kurşunu' ve 1970 yapımı 'İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı' filmlerinde izleyici karşısına çıktı.

Ayhan Işık, 1957 yılında Osman Seden'in 'Bir Avuç Toprak' filminde rol aldı.

Hollywood yapımlarında da yer alma hedefiyle 1959'da ABD'ye giden sanatçı, bazı filmlerde küçük roller üstlendi ve sinema alanında araştırmalar yaptı.

Türkiye'ye döndükten sonra setlerde oyuncuların hakları ve çalışma koşulları konusunda ilkeli bir duruş sergileyen Işık, Türk sinemasında birçok yapımcıya örnek oldu.

Sanatçı, o dönemde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

"Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler, piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur. Eğer Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanuni baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular, hem yönetmenler, hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. 'Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır, buna yakışır muamele görmelidir.'"

'Küçük Hanım' ve 'Cingöz Recai' ile Hafızalara Kazındı

Edebi eser uyarlamalarında da yer alan sanatçı, Vedat Türkali'nin kaleme aldığı 'Otobüs Yolcuları' filmiyle 1961 yılında yeniden Yeşilçam'a döndü.

Aynı yıl Belgin Doruk ile rol aldığı 'Küçük Hanım' filmi büyük ilgi gördü.

İzleyicilerin kendisine verdiği 'Taçsız Kral' lakabıyla anılan sanatçı, 1965 yılında Kemal Tahir'in 'Namusum İçin', 1969 yılında ise Peyami Safa'nın 'Cingöz Recai' eserlerinin sinema uyarlamalarında rol aldı.

Metin Erksan, Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Memduh Ün gibi önemli yönetmenlerle çalışan Işık, kariyeri boyunca çok sayıda ödül kazandı.

Başarılı oyuncu;

  • 1954 Türk Filmleri Festivali'nde

  • 1962 Ses Dergisi yarışmasında

  • 1965 Artist Dergisi yarışmasında

'En Başarılı Erkek Oyuncu' seçildi.

Yeşilçam yıldızlarının sahneye çıkma ve plak doldurma modasına katılan sanatçı, 1972 yılında Münir Nurettin Selçuk'tan ders alarak klasik Türk müziği alanında sahne çalışmaları yaptı ve bir 45'lik plak çıkardı.

Çeşitli reklam filmlerinde de rol alan Işık, 1975 sonrası dönemde oyunculuğun yanı sıra yapımcı, senarist ve yönetmen olarak Türk sinemasına katkı sundu.

'Örgüt' Filminin Yönetmenliğini Üstlendi

Ayhan Işık, 1976 yılında başrolünü oynadığı ve yönetmenliğini yaptığı 'Örgüt' filmini çekti.

Aynı dönemde İtalyan yapımcılarla birlikte çalışarak başrolünü Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerinde rol aldı. Bu yapımlar İtalya ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde gösterime girse de Türkiye'de vizyona girmedi.

Yeşilçam'da genellikle mert, cesur ve mücadeleci mahalle delikanlısı karakterlerini canlandıran sanatçı, kariyeri boyunca 200'e yakın filmde rol aldı.

Sadri Alışık ile 1951 yılında bir film setinde tanışan Ayhan Işık'ın dostluğu özellikle Küçük Hanım serisiyle daha da güçlendi.

Türk sinemasında örnek gösterilen bu dostluk nedeniyle ikili, uzun yıllar boyunca Yeşilçam'ın Bıçkın Delikanlıları olarak anıldı.

50 Yaşında Hayata Veda Etti

Özel yaşamına büyük önem veren sanatçının, Gülşen Işık ile evliliğinden 1962 yılında Serap adında bir kızı dünyaya geldi.

Sanatçı hakkında konuşan birçok isim, onun hem mesleki disiplini hem de insanlığıyla örnek bir karakter olduğunu vurguladı.

Ayhan Işık, 13 Haziran 1979'da İstanbul Bebek'teki evinin balkonunda istirahat ettiği sırada beyin kanaması geçirdi. Üç gün yoğun bakımda kalan usta sanatçı, 16 Haziran 1979'da henüz 50 yaşındayken hayatını kaybetti.

Aradan geçen 47 yıla rağmen, Ayhan Işık; filmleri, duruşu, sanat anlayışı ve Yeşilçam'a bıraktığı mirasla Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasında yer almaya devam ediyor.

İlişkili Haber
Yeşilçam’ın jönü Ediz Hun’dan yaşlılık üzerine samimi ve hayat dolu açıklamalar!

Yeşilçam’ın jönü Ediz Hun’dan yaşlılık üzerine samimi ve hayat dolu açıklamalar!

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...